Çiştiyye Târikatı
20 Haziran 2009 Yazan admin
Kategori Tarikatlar
Çiştiyye Târikatı
Tarikatın silsilesi Ebu İshak eÅŸ-Åžami, MimÅŸad ed- Dineveri, Eminüddin Ebu Hubeyre Basri, Sedidüddin Huzeyfe el MaraÅŸi, İbrahim Edhem, Fudayl İyaz, Abdülvahid Zeyd, Hasan Basri ve Hazreti Ali vasıtasıyla Hazreti Muhammed’e ulaşıyor. Hindistan’da din her zaman önemli bir yer tutmuÅŸtur. Bunun içerisinde Budizm gibi mistik akımların yanı sıra İslami tarikat, ÇiÅŸtiyye’de tüm Hindistan’da etkili olarak faaliyetlerini sürdürüyor.
Hindistan’ın ilk tarikatı: ÇiÅŸtiyye
Hindistan’ın ilk ve en büyük tarikatı olarak nitelendirilen ÇiÅŸtiyye tarikatının Hint Müslümanlarının manevi hayatında büyük rolü var. Muineddin Hasan el-ÇiÅŸti tarafından kurulan tarikatın tüm Hint Yarımadası’na yayıldığı belirtiliyor.
ÇiÅŸtiyye tarikatı, Hindistan’ın ilk ve en büyük tarikatı olarak biliniyor. Muinüddin Hasan el- ÇiÅŸti’nin kurduÄŸu tarikat, adını Herat yakınlarındaki ÇiÅŸt Köyü’nden alıyor. ÇiÅŸtiyye’nin Hindistan öncesi tarihi hakkında kaynaklarda yeterli bilgi yok. Hint müslümanlarının manevi hayatında büyük rolü olan tarikat, XII. yüzyılın sonunda Ecmir’de tekke kuran Muinüddin Hasan el- ÇiÅŸti tarafından sistemleÅŸtirildi ve daha sonra tüm Hint Yarımadası’na yayıldı. ÇiÅŸtiye tarikatının tarihinde “büyük ÅŸeyhler” dönemi, “taÅŸra hankahları” dönemi, “Sabiriyye” kolunun dönemi ve “Nizamiye” kolunun dönemi olarak dört ana bölümde inceleniyor. İlk dönemlerde sadece küçük ÅŸehirlerde faaliyet gösteren ÇiÅŸtiyye tarikatı özellikle siyasi iktidarlarla iÅŸbirliÄŸi içerisine girmekten kaçındı. Tarikat, Nizamettin Evliya döneminde merkezi bir yapılanmanın da etkisiyle kısa sürede tüm Hindistan’da etkili oldu. Devlet tarafından ÅŸeyhlerin farklı ÅŸehirlere yerleÅŸmeye zorlaması sonucu tarikatın merkezi sistemi felce uÄŸradı. Merkezi otoritenin bozulmasıyla çeÅŸitli taÅŸralara yerleÅŸen ÇiÅŸti ÅŸeyhleri siyasetten uzak duramayınca taÅŸra hanedanlıklarının kurucularının manevi destekleyicileri oldu. ÇiÅŸti tarikatı özellikle Nizamiye kolunun etkisiyle günümüze kadar geldi. ÇiÅŸti tarikatı ilk dönemlerinde Åžeyh Åžahabeddin es-Sühreverdi’nin kitabını tarikatın esas kitabı olarak belirledi.
KİTAPLAR REHBER OLDU
Ayrıca tasavvufun erken dönem klasikleri arasında yer alan Gazali’nin “İhya”sı da ÇiÅŸti tarikatı tarafından raÄŸbet gören kitaplar arasında yer aldı.ÇiÅŸti tarikatının fikir yapısının esasını “vahdet-i vücud” oluÅŸturuyor. Vahdet-i vücudun savunucularından olan Allahabadlı Åžeyh Mihibbullah’ın eserleri İmam Rabbani ekolünün etkisi altında kalan Evrengzib’in emriyle yakılıyor. ÇiÅŸti tarikatı, kiÅŸinin Allah’tan uzaklaÅŸmasına yol açabileceÄŸi kaygısıyla özel mülkiyeti kabul etmiyor ve insana cazip gelen maddi ÅŸeylere önem vermiyor. Åžiddetten uzak durmaya ve dostluÄŸa önem veren ÇiÅŸti tarikatı, öç almayı ise hayvanlar aleminin kanunları arasında görüyor. ÇekiÅŸmeden uzak saÄŸlıklı bir toplum düzeni için çalışan ÇiÅŸti tarikatı üyelerine göre amaç sadece Allah için yaÅŸamak. ÇiÅŸtilere göre ne cenneti ümit etmeli, ne de cehennemden korkmalı. ÇiÅŸtiyye’nin baÅŸlıca esasları sesli zikir, çile ve sema olarak kabul ediliyor. Yazılı kaynaklarını daha çok ÅŸiir ve menkıbelerle hazırlayan ÇiÅŸtiyye tarikatı ÅŸeyhleri için sohbetname yazmak ise bir gelenek. ÇiÅŸtiyye tarikatının en eski kaynakları özdeyiÅŸler ÅŸeklinde yazılmış.
Desûkiyye Târikatı
20 Haziran 2009 Yazan admin
Kategori Tarikatlar
Desûkiyye Târikatı
SEYYİD İBRAHİM BURHANEDDİN DESÛKÃŽ : Dört kutubtan biri ve Desûkiyye (Düssûkiyye) tarikatının pîridir. Desûkiyye tarikati Åžazeliyye tarikatının bir şûbesidir. AÅŸağı Mısır’da Desûk (Düsûk) kasabasında 636 (1238) tarihinde doÄŸmuÅŸtur. Babası Ebû’l-Feth bin Abdi’l-Ganâim el-Vasıtî’nin damadı ve halifesi Ebû’l-Mecd’dir. Nesebi Hazret-i Ali’ye kadar ulaşır. Babası Rıfaî tarikatine mensuptur. Bu cihetle babasının Rıfaî hırkasını giyen Desûkî (Dusûkî), sonra da hem Rıfaî hem Sühreverdî olan Åžeyh Necmüddin el-İsfahanî’ye intisap etmek suretiyle, her iki tarikatten de hırka giymiÅŸtir.
Hayatının yirmi senesini Desûk’taki halvethanesinde eser yazmakla geçiren Desûkî 676 (1272) Tâcü’l-Arus’a göre 692 (1294) tarihinde vefat etmiÅŸtir.
Tarikat ehli arasında, her birisinin Hulefa-i RaÅŸidîn’den birinin hidayet ve irÅŸadına mazhar olduÄŸu kabul edilen dört kutubdan Desûkî, İmam Ali’nin maneviyatına varis addedilerek, kitaplarda keramet ve harikulada hal sahibi velîlerin en önde geleni olarak zikredilir.
Desûkî, şeriate son derece kuvvetle yapışmıştır. Bu sebeble tarikatinde şeriatten ayrılmamayı esas ittihaz etmiştir. Müridlerine, şeriate azami derecede uymalarını tavsiye ettiği gibi, aynı zamanda şeyhin telkin ettiği şeyleri de bizzat nefislerinde tatbik etmek suretiyle hakikat ile şeriati mezcetmeleri üzerinde ısrarla dururdu.
Şeriatten ayrılan kimse en yakın hatta evladı dahi olsa, onun nazarında makbul değildi. Bununla beraber şeriate yapışan kimseyi, dünyanın öbür ucunda da bulunsa ve hatta onu hiç tanımasa, yine evladı telakki ederdi.
Onun inancına göre ÅŸeriat asıl, tarikat fer’îdir.
Desûkî, tarikati dünya menfaatlerine alet edenlere hücum eder, eserlerini de sadece bazı mes’eleleri izah maksadıyla yazdığını söylerdi.
Desûkî’nin oÄŸlu olmadığı için, tarikatini kendisinden sonra kardeÅŸi es-Seyyid Ebû’l-Ümrân Åžerefüd’din Mûsa yaymıştır.34
Desûkiyye tarikatinin şubeleri: Şernûbiyye ve Âşuriyye.35
34_ Kamusu’l-A’lam, c. I, s. 570; İslam Ans., c. 3, s. 555.
35_ Mir’atü’t-Turuk, s. 21.
ÅžAZELİYE’NİN KOLU DESUKİYE
Åžazeliyye tarikatının bir ÅŸubesi olan Desukiyye daha çok Mısır ve Sudan’da yayıldı. Burhaniyye ve Burhamiyye isimleriyle de bilinen Desukiye tarikatının piri İbrahim b. Abdülaziz Desuki. Cehri zikir, ibadete düşkünlük, ÅŸeriat ve tarikat kurallarına sıkı sıkıya baÄŸlılık, evliyanın ahlakını örnek almak, beÅŸeri arzulara karşı çıkmak, nefsi öldürmek ise Desukiyye tarikatı üyeleri için tarikatın esasları özelliÄŸini taşıyor. Genellikle yeÅŸil renkli elbise giyen tarikat üyeleri ayinlerinde “ya daim” zikrini sık sık tekrar ederler. İbrahim Desuki tarikatta semaya izin vermediÄŸi halde halifeleri semayı ve mevlid ayinlerini Desukiyye’nin bir esası haline getirdiler. Desukiyye’nin Åžernubiyye ve Åžehaviyye kolları günümüzde Mısır’da faal tarikatlar arasında yer alıyor. Desukiyye günümüzre Mısır’ın yanı sıra Suriye’de de yaygın.
Kübreviyye Târikatı
20 Haziran 2009 Yazan admin
Kategori Tarikatlar
Kübreviyye Târikatı
NECMÜDDİN KÜBRÂ : Kübreviyye veya Zehebiyye tarikatinin kurucusu olup, XII, XIII. asır İran sofîlerinin en mühim ÅŸahsiyetlerinden biridir. İsminin tamamı Ahmed bin Ömer Ebû’l-Cennab Necmüddin Kübrâ el-Hivakî el-Harezmî’dir. SofîliÄŸin geliÅŸmesinde rolü pek büyük olmuÅŸtur. Onun birçok talebeleri arasında tasavvufî akidenin büyük mümessillerini bulmaktayız.
Münazara ve mübaheseyi çok sevdiÄŸinden ve her münazarada hasımlarını yendiÄŸinden kendisine, “et-Tammetü’l-Kübra” ismi verilmiÅŸtir. Bu isim sonraları çok meÅŸhur olmuÅŸ, zamanla baÅŸtaki kelime de unutularak sadece “Kübra” denmiÅŸtir.
Necmüddin Kübrâ 540 (1145) senesinde dünyaya gelmiÅŸ, genç yaÅŸta seyahatlere çıkmış ve Mısırda meÅŸhur Åžeyh Rûzbihan el-Vezzah el-Mısrî ile tanışmış, onun müridi olmuÅŸ ve ÅŸeyhinin nezareti altında son derece sıkı riyazet geçirmiÅŸtir. Bu sırada ÅŸeyhin teveccühünü kazanmış ve kızı ile evlenmiÅŸtir. Necmüddin birkaç sene Mısır’da kalmış, bu zaman zarfında iki oÄŸlu dünyaya gelmiÅŸtir.
Bir gün İmam Ebu Nasr Hafza’nın Tebriz’de “sünne” hakkında güzel dersler verdiÄŸini duymuÅŸ, bunun üzerine hemen oraya hareket ederek Sermeydan mahallesinde Zahide hankâhında oturan mezkur kelam aliminin derslerine devam etmiÅŸtir.
Necmüddin “Åžerhü’s-Sünne ve’l-Mesalih” adında mukaddime mahiyetindeki kelama dair eserini burada yazmıştır.
Bundan sonra Åžeyh Necmüddin Ammar-ı Yasir’e intisap etmiÅŸ, onun tavsiyesi üzerine tam bir sofî olabilmek için, İsmail Kasrî’nin mektebine girmiÅŸtir. Buradan ikinci hırkayı (hırkayı teberrük) almış ve ÅŸeyhinin yanına dönmüştür.
Åžeyh Rûzbihan, Necmüddin’e anayurdu olan Harezm’e gidip, oradaki insanları irÅŸad etmesi için tavsiyede bulundu. Bu tavsiyeye uyan Necmüddin ailesi ile birlikte Harezm’e gidip yerleÅŸerek orada bir hankâh te’sis edip, Kübreviyye (Zehebiyye) tarikatini kurmuÅŸtur. Kısa bir zamanda tedris ve irÅŸad halkası geniÅŸlemiÅŸtir. Talebeleri arasında Attâr’ın ÅŸeyhi Mecdüddin el-BaÄŸdadî de bulunuyordu. 618 (1226) yılında vefat etmiÅŸtir.
Necmüddin çok verimli bir müellif idi. SofîliÄŸi ilgilendiren çeÅŸitli mes’eleler hakkında bir çok risaleler yazmıştır. Eserlerinin ekserisini arapça olarak te’lif etmiÅŸtir. KeÅŸfü’z-Zünûn’da ona ait eserler ÅŸunlardır:
1. Usûlü’l-AÅŸere: KeÅŸfü’z-Zünûn c. I, s. 114. Bu risale İsmail Hakkı Bursevî tarafından türkçe olarak ÅŸerh edilmiÅŸ ve 1256 (1840) yılında İstanbul’da basılmıştır.
2. Risaletün fi’s-Sülûk: 632 (1234-35) senesinde yazılmıştır. KeÅŸfü’z-Zünûn, c. I, s. 872.
3. Risaletü’t-Turuk: KeÅŸfü’z-Zünûn, c. I. s. 876.
4. Tevali’t-Te’nis Bimelâli İbni İdris: KeÅŸfü’z-Zünûn, c. I, s. 503.
5. Fevatihu’l-Cemal: Farsçadır, KeÅŸfü’z-Zünûn, c. 2, s. 1292.
6. Hidayetü’l-Talibîn: KeÅŸfü’z-Zünûn, C. 2, s. 2031.
7. Aynü’l-Hayât: Eserin birinci cildi Leningrad kütüphanesinde bulunmaktadır.10
Kübreviyye tarikatinin şubeleri:
Bahaiyye, Halvetiyye, Firdevsiyye, Nûriyye, Rükniyye, Hemedâniyye, Nûrbahşiyye, Berzenciyye.11
_______________________________
10_ Nefehat Terc., s. 475-480; Kamusu’l-A’lam, c. VI, s. 4568; İslam Ans., c. 9. s. 163-164.
11_ Mir’atü’t-Turuk, s. 12.
İşgale direnen Kübreviler
GirdiÄŸi her tartışmadan galip ayrıldığı için büyük anlamına gelen “Kübra” lakabıyla anılan Necmeddin Kübra’nın piri olduÄŸu Kübreviyye’ye üye olan kiÅŸiler, Afganistan’da Sovyet iÅŸgaline karşı yapılan direniÅŸlerin liderliÄŸini yaptı.
Kübreviyye tarikatını 12-13. yüzyıl İran sofilerinden Necmeddin Kübra kurdu. Necmeddin Kübra’nın gerek yazdığı Arapça ve Farsça risalelerle gerekse İslam ülkelerine dağılan müridleriyle düşünceleri çok geniÅŸ bir alana yayılmasına raÄŸmen, Kübreviyye, Asya topraklarının dışına çıkamadı. Necmeddin Kübra’nın tam ismi Ahmed bin Ömer Ebu’l-Cennab Necmüddin Kübra el-Hivaki el-Harezmi idi. Tartışmaları çok sevdiÄŸi ve hepsinden zaferle ayrıldığı için büyük anlamına gelen Kübra lakabıyla meÅŸhur oldu. Bu lakap zamanla kurduÄŸu tarikatın ismi Kübreviyye’ye dönüştü.
Kübreviyye tarikatı Zehebbiyye ismiyle de biliniyor. DerviÅŸliÄŸin geliÅŸiminde büyük rolü olan Necmeddin Kübra 1145 yılında Harezm’in köylerinden Hayvek’te doÄŸdu. Genç yaşında çıktığı seyahatlerde tasavvufla tanıştı ve kendini bu yönde eÄŸitti. Necmeddin Kübra tekrar memleketi Harezm’e dönerek tarikatı kurdu. Amcası Ebu Necib-i Sühreverdi’den tasavvuf eÄŸitimini alan Kübreviyye’nin içerisinde Mevlana’nın babası da yer aldı. Alimlerin Sultanı lakabıyla anılan Mevlana’nın babası Bahaeddin Veled, Kübrevi derviÅŸi olarak Afganistan’- da büyük ün saldı. Necmeddin Kübra, Cengiz Han’ın askerleriyle girdiÄŸi savaÅŸtan 1226 yılında yenik ayrılarak vefat etti. Bir rivayete göre Necmeddin Kübra bir MoÄŸol askerinin saçını tutmuÅŸtu. Kimsenin elinden alamadığı saç daha sonra kesilerek alındı.
ANADOLU’DA KÜBREVİYYE
Kübreviyye tarikatının NurbahÅŸiyye koluna mensup olan Emir Sultan lakaplı Seyyid Muhammed Åžemseddin Buhari, Yıldırım Beyazıd döneminde, 1391 yılında Buhari’den gelerek Bursa’ya yerleÅŸti. Necmeddin Kübra’nın piri olduÄŸu tarikat için NakÅŸi ÅŸeyhlerinden Mahmut Esad CoÅŸan’ın bir sohbetinde alakalı olduklarını vurguladığı biliniyor. İran kökenli olan ve Asya ülkelirinde yayılan Kübrevilik özellikle Afganistan ve Kırgızistan gibi ülkelerde de etkili oldu. Halen etkinliÄŸini sürdüren Kübreviyye tarikatına üye kiÅŸiler Sovyet rejimine ve iÅŸgaline karşı verilen direniÅŸlerde ortaya çıkan İslami örgütlerin liderliÄŸini yaptı.
1. Ebu Necib Abdü’l-Kahir Zıyaüddin Sühreverdî, 2. Rûzbihan Baklî, 3. İsmail Kasrî, 4. Ammâr Yasir, 5. Necmüddin Kübrâ.
Şâzeliyye Târikat
20 Haziran 2009 Yazan admin
Kategori Tarikatlar
Şâzeliyye Târikat
Osmanlı PadiÅŸahlarından Abdülhamid’in de baÄŸlı olduÄŸu Åžazeliyye tarikatının, kahvenin bulunup yayılmasında büyük rol oynadığı söyleniyor. Ebu Hasal Åžazeli tarafından kurulan Åžazeliyye tarikatı müridledi özel kıyafetler giymiyor ve dilenmeyi hor görmüyor.
Åžazeliyye, Ebul Hasan Åžazeli tarafından kuruldu. Tunus Åžazeli’de doÄŸan Ebul Hasan Åžazeli, tarikatını önce Tunus’ta yaymaya baÅŸladı, pekçok kez hacca gitti. Son haccında Mısır’da vefat etti. Sonraları seyahate çıkıp pekçok memleket dolaşıp, en son İskenderiye’ye gelerek yerleÅŸti. Bir müddet İskenderiye’de kaldıktan sonra, Mısır’a gidip orada “İbn Atiyye ve Åžifa” okuttu. Bu tarikata üye olanlar, özel kılık kıyafete önem vermiyorlar. Dilenmeyi hor görmüyorlar. Belirli kurallar ve kalıplar içinde hareket etmeyi kabul etmiyorlar. Elinin emeÄŸiyle geçinmek, her zaman zikir ve duada bulunmak, halka boyun eÄŸmemek, Allah’a dayanmak, her an Allah’ı anmak, sünnete riayet etmek baÅŸlıca prensipleri arasında yer alıyor. Tarikat daha çok Tunus, Cezayir, Kuzey Afrika ve Mısır’da yayıldı. Kuzey Afrika toplumlarının bağımsızlık mücadelelerinde Åžazeliyye tarikatının çok olumlu roller oynadığı biliniyor. Sunusilerin bağımsızlık çabalarına giriÅŸmeleri üzerine Sultan II. Abdülhamid, bunlara karşı Åžazeli ÅŸeyhlerinden Hasan Zafir’i İstanbul’a getirtti.
ABDÜLHAMİT DE ŞAZELİ
Sultan Abdülhamit’in bu ÅŸeyhe Yıldız Sarayı yolu üzerinde, Hamidiye Camii’nin karşısında büyük bir tekke, ayrıca Kağıthane Alibeyköy’de de bir baÅŸka tekke yaptırdığı biliniyor. Abdülhamit böylece hilafete baÄŸlı olan Åžazelileri tutarak Sunusilerin devlet aleyhinegiriÅŸtikleri faaliyetleri engellemiÅŸtir. Mustafa Kelmal Atatürk de Trablusgarp Cephesi’nde savaÅŸtığı dönemde Åžazeliyye tarikatına aÅŸinaydı. Ancak yine de bu tarikatın Türkiye’de fazla ilgi görmediÄŸi öne sürülüyor. Åžazeliyye bir çok tarikat gibi Avrupa ve ABD’de yaygın İslami tarikatlar arasında yer alıyor. Batı ülkelerinde İslamiyet’in araÅŸtırıldığı D’Une Foi l’Autre. Les Conversions a l’Islam en Occident adlı eserde de Åžazeliyye’den bahsediliyor. Avrupa’da etkili olan Åžazeliyye’nin Alaviyye kolu. Balkanlar’da etkili olan 9 tarikat içerisinde de Åžazeliyye’nin kolları en yaygın olanları. Alaviyye tarikatının, bir çok Avrupa, Afrika, OrtadoÄŸu ve Asya ülkesinde ÅŸubeleri bulunuyor. Fransa’da da bir çok ÅŸubesi bulunan bu tarikat Les Amis de l’Islam (İslam’ın dostları) adlı bir dernek halinde, çok yönlü bir faaliyet içerisinde İslam’ın tanınıp yayılmasında hayli etkili oluyor.
ÅžAZELİYE’NİN KOLU DESUKİYE
Åžazeliyye tarikatının bir ÅŸubesi olan Desukiyye daha çok Mısır ve Sudan’da yayıldı. Burhaniyye ve Burhamiyye isimleriyle de bilinen Desukiye tarikatının piri İbrahim b. Abdülaziz Desuki. Cehri zikir, ibadete düşkünlük, ÅŸeriat ve tarikat kurallarına sıkı sıkıya baÄŸlılık, evliyanın ahlakını örnek almak, beÅŸeri arzulara karşı çıkmak, nefsi öldürmek ise Desukiyye tarikatı üyeleri için tarikatın esasları özelliÄŸini taşıyor. Genellikle yeÅŸil renkli elbise giyen tarikat üyeleri ayinlerinde “ya daim” zikrini sık sık tekrar ederler. İbrahim Desuki tarikatta semaya izin vermediÄŸi halde halifeleri semayı ve mevlid ayinlerini Desukiyye’nin bir esası haline getirdiler. Desukiyye’nin Åžernubiyye ve Åžehaviyye kolları günümüzde Mısır’da faal tarikatlar arasında yer alıyor. Desukiyye günümüzre Mısır’ın yanı sıra Suriye’de de yaygın.
Hz. Åžeyh Åžerif Ebul Hasan Ali Åžazeli ( K.S )
Silsile-Name :
Hz.İmam Hüseyin (r.a)
Hz. Cabir b. Abdillah el-Ensari (r.a)
Hz. Sadiul Karvani (k.s)
Hz. Sa’d (k.s)
Hz. Åžeyh Muhammed Ebi Said (k.s)
Hz. Ebu İshak İbrahim el-Basri (k.s)
Hz. Zeynel Abidin (k.s)
Åžeyh Åžemsuddin (k.s)
Şeyh İzzeddin (Nureddin) Ali (k.s)
Şeyh Takiyyüddin el-Fakir (k.s)
Åžeyh Abdurrahman el-Medini (k.s)
Åžeyh Abdusselem (k.s)
Hz. İmam Ebul Hasan eş-Şazeli (k.s)
Kitâbü’l-Lâtîfeti’I-Marziyye nam eserde gördüğüm silsile-i nesebleri: Ebu’1-Hasan Ali eÅŸ-Şâzelî b. Seyyid Abdullah b. Seyyid Abdülcebbâr b. Seyyid Temîm b. Seyyid Hürmüz b. Seyyid Hâtim b. Seyyid Kusay b. Seyyid Yıısuf b. Seyyid Yûşa’ b. Seyyid Verd b. Seyyid Batt,al(b. Seyid Ali) (1) b. Seyyid Ahmed b. Seyyid Muhammed b. Seyyid ÃŽsâ b. Seyyid Muhammed (2) b.Hz. Hasan (r.a.) b. Hz. Ali (k.v.) (r.a.)
Hicretin 593 veya 594 senesinde (M. 1197 veya 1198); MaÄŸrib-i Aksâ’da, yani İspanya’nın Septe civarında kâin Gammâra nahiyesi köylerinden birinde pîrâye-i âlem-i vücûd oldular. Altmışüç veya altmışaltı sene muammer olub, 659/(1261) veya 656/ (1258) senesinde irtihal-i dâr-ı naîm eylediler. Zuhurları, Tunus civarında kâin Şâzele beldesi olup. bu sebeble “Şâzelî” denilmiÅŸtir. Bilâhare, Mısır ve Suriye taraflarına icrâyı seyahat buyurmuÅŸlardır. İskenderiye’de bulundukları zaman ılm ü irfânını, feyz ü kerâmâtını iÅŸitenler hizmet-i ÅŸeriflerine ÅŸitâbân olurlardı.
Åžeyh Abdüsselâm Hazretleri’nin feyz-i tâmmına mazhar oldukları gibi, bu zât-ı muhterem esâsen Hz.Seyyid Ahmed er-Rufâî’ye, kutb-ı mükerrern Abdurrahman el-Medenî ve Ebû Ahmed Câfer b. Seyyid Bûlad el-Huzâî vasıtasıyla merbuttur. Abdurrahman el-Medenî ez-Zeban, diÄŸer bir koldan Åžeyh Takıyyüddin en-Nehrevendî ve Abdüsselam b. Meşîş’in diÄŸer bir ÅŸeyhi Berî ve Åžeyh Ali b. Nuaym vasıtalarıyla dahi Cenâb-ı İmam Rufâî’ye tarikaten merbut bulunuyorlar. Sonraları gelen evliyaullâh Pîr-i müşârun ileyhinin ulüvvü Kâb ü kemâlâtına meftun olub, akval-i ÅŸerifelerinden, irâd-ı emsile-i hakikat iderler. Evrâdü ahzâbı olub, tarikat-i aliyyeleri elyevm menÅŸurdur. Taht-ı irÅŸadlarına giren zevât-ı kirâmın her biri mertebe-i hakikate ulaÅŸmıştır. Ebu’1-Abbası Mürsî Hazretleri gibi urefânın mazhar-i hürmet-i tâmmesi olan eâzim-i zümre-i mürîdanlarından idi.el-Envâru’l-Kudsiyye nam eserde menâkıb-ı ÅŸerifelerinden bahs olunmuÅŸfur. Makâlât-ı aliyyelerinden bazılarının tercümesi teberrüken derc olunur:
“FuhÅŸiyyâtın ve menhiyyâtın küllî ve cüzısinden ve manen ve maddeten dünyaya inhimâk etmekten sâkın. Arif ol da nasıl istersen ol. Nâsın hayrından, ÅŸerrinden kaçdığın gibi kaç. Çünkü, onların hayrı kalbine, ÅŸerri ise bedenine isabet eder. Kalbe isabet eden ise, elbette bedenine isabet edenden daha muzırdır. Nâsa ikramı arzu et. Onların ikramını isteme.
Hazerât-i sûfiyyeye müyesser olan ılm-i hakikatin me’hazi, terk-i ihtiyar ve ahkâm-ı ÅŸer’iyyeye ıiasb-ı nefs-i itibardır. Terk-i dünya hususunda ifrata varma. Çünkü, birçok himmet sarfıyla dünyadan çıktıktan sonra, belkibir gün fikrü niyyet ve yahud bir nev-i irâde ve hareketle tekrar onun kucağına yüz döndürmeyesin. Tar’ıkate dahil olmak istersen, her ÅŸeyin Allah’tan olduÄŸunu kalben hıfz edip, lisânen halk ile muamelede olduÄŸunu izhâr eylemelisin.
Cenâb-ı hak, bir kulunun mezelletini murad ederse onun meâyıbını (ayblarını) nazarından örter. Bir kulunun da izzetini murad ederse, tevbekâr olmak ve ictinab etmek içün meâyıbını kendisine gösterir. Hak’kın senden razı olmasını istersen, kendi nefs ve iktidar ve kuvvetinden teberri edip, her halde Cenâbı-ı Hakk’a ilticâ etmelisin.”
“Hz. Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in cemâl-i tâb-dârları, bir dakika gözümden nihân olursa kendimi müslüman add etmem”, diye ÅŸiddet-i muhabbet ve kuvvet-i râbıtasını izhar eyleyen o sultân-ı tarîkatin, mertebe-i ÅŸu hüddaki ulviyyet’ini düşünmelidir.
654 sene-i hicriyyesinde (M.1256), haccı ÅŸerif maksadıyla Mekke-i Mükerreme’ye teveccüh edip, vasıl oldukları bir sahrada, cânânına teslim-i rûh etmekle, oraya defn olunmuÅŸ ve o sahranın suyu tuzlu iken, Hz. Pîr-i Mükerrem’in defninden ÅŸonra, li-hikmeti’llâh, suyu derhal tatlı olduÄŸu sikadan menkuldür. “İmam-ı Åžarânî, Tabakatü’l-Kübrâ el-Müsemmât bi-levâkıbı’l-Envâr fi Tabakati’l-Ahyâr nam eserinde, cild-i sânide derki: “Hz. Şâzelî’nin irtihali tarihi, zilkâ’de 656/ ( 1258)’dir-.” 656/ (1258 ) senesinin Zilkâde ayında, hacca giderken Ayzab sahrasında vefat etti ve orada defn edildi.
Åžeyh Behcet Efendi Hazretleri.’pin, melfûf ( ekli ) tezkiresinde Ayzâb hakkında izahat vardır. Saîd-i Mısr kazasında bir belde imiÅŸ, ayzâb, meydân vezninde imiÅŸ. Bir Fransızca eserde türbesinin resmini görmüştüm. FotoÄŸrafını istinsah eyledim merbuttur. Ona nazar edenler, tenvir-i uyûn ederler; o kutbu’z-zaman’ın merkad-i enverlerini görmüş olurlar. Kaddesa’llahü sirruhu.”
Ali Behced Efendi’nin Ayzab kelimesi hakkındaki söz konusu mektubu:
“Es-Selâm aleyküm ve rahmetu’llâhi ve berakâtühü.İmam Ebu’ÃŽ asan eÅŸ-Şâzelî (k.s.) Hazretleri’nin mahall-i medfenleri hakkında mütereddid kalınmış idi. Ayzâb hangi mahaldedir diye düşünülmüş idi. Hakîriniz, Kâmûs â müracaat ettim. Ayzâb meydân vezninde Saîd-i Mısr kazasında bir beldedir. Şârih der ki; Kutb-ı Rabbânî Ebu’1-Hasan eÅŸ-Şâzeli (k.s.) onda medfundur. Kânıûs’dan ayniyle tahrir olunup, huzur-u mürÅŸidâ-nelerine takdim kılınıp, müteveccihât-ı mürÅŸid-ânelerini istirham ederim , efendim.21 Mayıs 1927
el-hakîr Ali Behcet”
Zümre-i ashâb-ı takvânın muazzam fâzılı, Nâm pâkidir Cenâb-ı Pîr Alî eş-Şâzelî. Oldu an : n ârif-âne zât-ı memdûhu enâm, Zâhir u bâtın ulûmun bir velî-i kâmili.
(l) Bu isim Şeyh Miıhammed Zâfir efendinin Envâr-ı Kudsiyye nam eserinde gayr-i mezkûrdur. Battâl Alî olmak muhtemeldir.
(2) Åžeyh Ken’an Bey eserinde Seyid ÃŽsâ’dan sonra b.İdrîs b.Ömer b.Abdullah b.el-Hasan el-Müsennâ b.Saîd Åžebâb-ı ehlîl cenne Ebî Muhammed elHasen b.Hz. Alî diye ikmal ediyor.



