osmanlı tarihi : Anadolugenclik | dini videolar | islami videolar| islami sohbet | dini sohbet | islami rüya tabirleri | dini rüya tabirleri | rüya tabirleri

   ISLAMI SOHBET`E GIRIS



Vahideddin Han

21 Haziran 2009 Yazan admin  
Kategori osmanlı tarihi

Altıncı sultan Mehmed, sultan Abdülmecid’in oğludur. Padişah olan dört kardeşten en küçüğüdür. Osmanlı padişahlarının otuz altıncısı ve sonuncusudur. İslam halifelerinin yüz birincisi ve sonuncusudur.

1861 de doğdu. 4 Temmuz 1918 de büyük kardeşi sultan Reşad’ın öldüğü gün halife oldu. 1926 da İtalya’da San Remo’da vefat etti. Şam’da sultan Selim camii kabristanındadır. Ehl-i sünnet mezhebinde idi. Din bilgisi çoktu. İngilizlerin Türk ve İslam düşmanı olduğunu iyi biliyordu.

İsmail Hami Danişmend, (Osmanlı Tarihi Kronolojisi) kitabının dördüncü cildinde, Vahideddin han hakkında geniş bilgi vermektedir.

Mehmed ReÅŸad Han

21 Haziran 2009 Yazan admin  
Kategori osmanlı tarihi

Osmanlı padişahlarının otuz beşincisi ve İslam halifelerinin yüzüncüsüdür. Çocukluğundan itibaren hususi olarak iyi bir tahsil ve terbiye ile büyüdü. Yüksek din ve fen bilgilerini okudu. Arapça ve Fransızcayı mükemmel bir şekilde öğrendi. Uzun Şehzadelik devrinin çoğunu okumakla geçirdi.

1890 senesinde İngilizlerin yardımıyla kurulan ve padişah aleyhtarı Türk, Rum, Ermeni, Arnavut ve Yahudilerle Bulgar, Sırp ve Yunan çeteleri tarafından desteklenen İttihat ve Terakki Cemiyeti, 1909 yılında Sultan Abdülhamid Hanı tahttan indirdi ve yerine kukla bir vaziyette Mehmed Reşad Hanı geçirdi. Devlet idaresini tamamen hakim olan ittihatçılar, istedikleri kabineyi iş başına getiriyorlar, istemediklerini ise baskı ve tehditle görevden uzaklaştırıyorlardı.

Sultan Abdülhamid taraftarı diyerek pek çok kiÅŸiyi idam ettirdiler. Herkes ölüm ve hapis korkusu içine düştü. Memlekette can, mal ve namus emniyeti kalmadı. Devlet düşmanlığı, küfür ve dinden dönme moda oldu. Her vilayette zalimler, asiler ve zorbalar türedi. Bunun neticesi olarak Arnavutluk’ta isyan hareketleri baÅŸladı. Arnavutluk bölgesi mebusları, hükümete müracaat ederek ÅŸiddet hareketlerine baÅŸvurulmadan bölgeye bir nasihat heyeti gönderilmesini istediler. Ancak ÅŸiddet taraftarı olan İttihat ve Terakki mensupları, Mahmut Åževket paÅŸa komutasında büyük bir orduyu Arnavutluk’a göndermelerine raÄŸmen ve pek çok kan dökülmesine sebep oldukları halde isyanı önleyemediler. Sultan ReÅŸad, 16 Haziran 1911′de Kosova’ya gitti. 522 sene önce dedesi Murad-ı Hüdavendigar’ın zafer kazandığı yerde, yüz bin Arnavut ile Cuma namazı kıldı. Balkan Müslümanları ve Arnavutlar asırlar öncesi Osmanlı hakimiyetine giriÅŸlerinde adalet hissini Sultan ReÅŸad Hanın ”Baba” davranışıyla tekrar ve daha ziyadesiyle yaÅŸadılar. Arnavutluk’taki yüzbinlerce Müslüman, Halife-i Müslimin ve Osmanlı Sultanı ReÅŸad Hanı görebilmek için bütün sıkıntılara katlanarak yollara düştü. Sultan din ve millet farkı gözetmeden bütün halka bol ihsanlarda bulundu. Huzuru saÄŸladı. Mahmud Åževket paÅŸanın yirmi iki taburla yapamadığını, sultan Mehmed ReÅŸad bir gövde gösterisiyle temin etti.

Ancak İttihatçıların ihanet derecesine varan gafletleri devam ediyordu. Sultan Abdülhamid Hanın bizzat körüklediği kiliseler ihtilafını, 3 Temmuz 1910 da neşrettikleri bir kanunla hallettiler. Böylece Balkan milletleri arasında ihtilaf kalmadığından, Osmanlı Devleti aleyhine kolayca birleştiler. Bu birleşme bir süre sonra (8 Ekim 1912) Balkan Harbinin başlamasına sebep oldu.

Siyaset yapmaktan memleket müdafaasına vakit bulamayan komutanların elinde kalan Osmanlı orduları, Karadağ, Bulgaristan, Yunanistan ve Sırbistan, karşısında bozguna uğradılar.

30 Mayıs 1913 e kadar devam eden savaÅŸ sonunda, Osmanlı Devleti, Yenipazar, Libya, Girit, Rodos, Onikiada, Arnavutluk, Epir ve Trakya’yı kaybetti. Edirne’de Balkan devletleri eline düştü ise de daha sonra müttefikler arasında çıkan anlaÅŸmazlıktan faydalanılarak tekrar kazanıldı. Son facialarla Afrika kıtası ile iliÅŸiÄŸimiz kesilirken, Avrupa’da çok küçük bir toprağımız kaldı. Afrika’da 1.200.000, Rumeli’de ise 250.000km’lik yerimiz elden gitti. İttihat ve Terakki’nin gafil, cahil, fırkacı, bölücü idaresi neticesinde Osmanlı Devleti, padiÅŸahın haberi bile olmadan bu defa da dünyanın süper güçlerine karşı Almanya safında Birinci Dünya Harbine katıldı. (11 Kasım 1914)

Dört sene süren savaÅŸ sonunda koca Osmanlı imparatorluÄŸu yaÄŸma olundu. Bir milyon km’den fazla toprak kaybedildi. Asker zayiatının yekunu ise bir milyonun üzerindeydi.

Sultan Mehmed ReÅŸad, memleketin içinde bulunduÄŸu durumun ızdırabı içerisinde 3 Temmuz 1918 de vefat etti. Cenazesi kendisi tarafından hazırlanmış olan Eyüb’teki türbesine defnedildi. Mehmed ReÅŸad Han, halim, selim ve merhametli bir ÅŸahsiyet sahibi olup, terbiye ve nezaketi her türlü ölçünün üstünde bulunuyordu. Maiyetine karşı çok ÅŸefkatli davranır, biri rahatsızlanınca, iyileÅŸinceye kadar defalarca hatırını sorardı. Hafızası çok kuvvetliydi. Dini vecibelerini geciktirmeden yapar, boÅŸ zamanlarında kitap okurdu.

Meşrutiyet anayasası çerçevesinde devleti idare etmek istedi. Ancak İttihatçıların Osmanlı Devleti aleyhindeki faaliyet ve icraatlarının önüne geçecek kudrette değildi. Hükümeti ele geçiren İttihatçıların çoğu, hatta din işleri başkanı olan Şeyhülislam Musa Kazım dahi masondu. Bu sebeple Sultan Reşad Hanın saltanat devri, İttihatçıların keyfi ve mesuliyetsiz icraatları neticesinde büyük hadiselerle geçti. Neticede üç kıta yedi denize hakim olan Osmanlı Devleti, dünya çapında faaliyet gösteren yıkıcı ve bölücü teşkilatların, planlı, sinsi çalışmaları sonucu yok olma noktasına getirildi.

İkinci Abdülhamid Han

21 Haziran 2009 Yazan admin  
Kategori osmanlı tarihi

Osmanlı padişahlarının otuz dördüncüsü ve en yüksekleri idi. İslam halifelerinin doksan dokuzuncusu idi. 1842 de doğdu. 1876 da halife oldu. 1918 de vefat etti. Çemberlitaş’ta, dedesi sultan Mahmud’un türbesindedir.

İslamiyet’e hizmeti, saymakla bitirilemez. Abdülaziz han, düşmanlara alet olanlar tarafından ÅŸehid edilip, sonra beÅŸinci Murad da hal edilip, kendisi kukla olarak halife yapıldı. Avrupa’da belirli ocakların İslamiyet’i yok etmek için hazırladığı yıkıcı planları, kıyasıya hortlatmaya baÅŸlarken önlerine dikildi. Aklı, zekası ve ilmi fevkalade üstün olduÄŸu için, memlekete karşı asırlar boyunca hazırlanmış olan sinsi, alçak ve vahÅŸi suikasdı hemen sezdi. Hazırlayanları ve maÅŸa olarak kullandıkları sahte kahramanları, iÅŸ başından uzaklaÅŸtırdı. İslam bilgilerini, yani din ve fen ve ahlak bilgilerini memleketin her yerine yaydı. Çok sayıda kültürlü din adamı yetiÅŸtirdi. Milleti otuzbir sene adalet ile idare etti. Bilgili, temiz bir gençlik yetiÅŸtirdi. Haksızlığın, kötülüğün, ahlaksızlığın kökünü kazıdı. Bu yüzden bazı kimselerin hedefi oldu. Yıllarca kötülendi. İftiralara uÄŸradı. Sonra gelen gençliÄŸe, büsbütün yanlış olarak tanıtıldı. Fakat, insaflı yazılan tarihleri okuyanlar ve onun ilme, fenne, sanayiye, ticarete, ahlaka, kısaca insanlığa bıraktığı eserlerini görenler, bu iftiralara aldanmadı. Ona dil uzatan yalancılardan, ilim adamı, yazar maskesi altında çalışan düşmanlarından ve bunların söyledikleri yalanlardan nefret ettiler. Onun büyüklüğü karşısında hayran kaldılar.

Önce, bir sene beş ay devlet idaresine karıştırılmadı. Memleketi sadrazam Mithat paşa ve arkadaşları idare etti. Bunlar, 24 Nisan 1295 [m. 1877] günü Rus harbine sebep oldular. Mali 1293 senesine rastladığı için (93 harbi) denilmektedir. 93 harbi Edirne mütarekesine kadar dokuz ay sürdü. Müşir [Mareşal] yaptıkları Süleyman paşa, Şıpka geçidinde büyük gaflet yaparak, en seçkin Türk birliklerinin harcanmasına sebep oldu. Bu hezimete kahramanlık denilerek, başkumandan yapıldı. Fakat, Filibe’ye ve oradan Edirne’ye kaçtı. Edirne’de de tutunamayıp mütareke istedi. Mütareke Abdülhamid hanın, kraliçe Viktorya’ya çektiği telgraf üzerine mümkün olabildi. Ruslar ve Bulgarlar, onbinlerce Türk kadın ve çocuğunu kestiler. Bir milyondan fazla Türk, Bulgaristan’dan, İstanbul’a hicret etti. O zaman Rusya’nın nüfusu doksan, Osmanlıların ise altmışdört milyondu. Sultan Abdülhamid han, faciaları görünce, Edirne mütarekesinden onüç gün sonra, 13 Şubat 1296 [m. 1878] da Meclisi mebusanı kapattı. Devlet idaresini eline aldı. Mebusların ancak yüzde kırkı Türktü. Bu parlamento devam etseydi, Osmanlı devleti, daha o zaman parçalanacaktı. Sultan Abdülhamid hanın ilk ve büyük başarısı, bu felaketi görmesi ve önlemesi oldu.

Osmanlılara imzalattırılan 3 Mart 1878 Ayastefanos [Yeşilköy] muahedesini sultan Abdülhamid han bir türlü hazmedemedi. Dahiyane bir kurnazlıkla 4 Haziran 1878 de İngiltere ile gizlice anlaştı. Kıbrıs adasının idaresini İngiltere’ye bıraktı. Adanın gelirleri her yıl İstanbul’a yollanacak, ada Osmanlı İmparatorluğunun bir parçası kalacaktı. Buna karşılık, İngiltere Ayastefanos muahedesinin Türkiye lehine değiştirilmesine yardım edecekti. Böylece, Berlin muahedesi, 13 Temmuz 1878 de imzalanarak, topraklarımızın çoğu geri alındı. Bu harpte, para tazminatı pek ağır oldu. Sultan Abdülhamid, buna da pek dahiyane çare buldu. 1881 de Düyuni umumiyye idaresi kurarak, borçları, ikiyüzelliiki milyondan, yüzaltı milyona indirdi. Bu büyük başarısı, memlekete unutulmaz bir hizmet oldu.

Büyük devletlerin bütün baskılarına raÄŸmen, Abdülhamid han, Berlin muahedesinin, Anadolunun ÅŸarkında Ermenilere muhtariyet veren maddesini hiç tatbik etmedi. Mithat paÅŸa ve arkadaÅŸları, Rusya’nın savaÅŸ açmasına sebep oldu. Bütün Rumeli ve Anadolunun büyük kısmı Rusya’nın eline geçti. Dahili iÅŸler, masonların elinde kaldı. İslamiyet’i yıkmak, dinde reformlar yapılmak isteniyordu. Bunun için, din adamları cahil yetiÅŸtiriliyordu. Alman tarihçisi, Hans Kramer, (Ondokuzuncu asır) adındaki büyük tarih kitabının üçüncü cildi, yirmialtıncı sayfasında (dessen klugen Bruder Abdülhamid II) = BeÅŸinci Muradın akıllı kardeÅŸi, diye övdüğü sultan ikinci Abdülhamid, memleketin felakete götürüldüğünü, paÅŸaların, mason uÅŸağı olduklarını görerek, meclisi kapattı. İrade-i seniyye ve meclis-i vükela [Bakanlar kurulu] kararı ile meclis-i mebusan tatil edildi. MeÅŸrutiyet ve bunu saÄŸlayan doksanüç (93) kanuni esasisi [anayasası] ilga edilmedi. Bu anayasa 1908 de ikinci meÅŸrutiyetin ilanına kadar devam etmiÅŸtir. Sultan Abdülhamid han, ayan üyelerinin [senatörlerin] vazifelerine de son vermedi. YaÅŸayanları, 1908 millet meclisine dahil oldular. Sultan Abdülhamid han, devleti, milleti, otuzbir sene, Allahü teâlânın emirlerine göre, adaletle idare etti. Millet, sulh, bolluk, ucuzluk, rahat ve huzur içinde yaÅŸadı.

Her vilayette mektepler, hastaneler, yollar, çeşmeler, Viyana’dan başka bir yerde eşi bulunmayan modern bir tıp fakültesi yaptırdı. 1876 da Mektebi Mülkiyeyi yaptırdı. 1879 da bir müze yaptırdı. 1880 de hukuk mektebi ve divan-ı muhasebatı [sayıştay] kurdu ve Beyoğlu kadın hastanesini yaptırdı. 1882 de güzel sanatlar akademisi, 1883 de yüksek ticaret mektebi, 1884 de yüksek mühendis mektebi ve yatılı kız lisesi açıldı. 1886 da Terkos suyunu İstanbul’a getirtti ve mülkiye lisesini açtı.

1888 de Alman imparatoru İstanbul’a gelip, sultan Ahmed meydanında Alman çeşmesi yapıldı. 1890 da Bursa’da ipekçilik mektebini yaptırdı. 1891 de Halkalı ziraat ve baytar mektebi ve Kağıthanede bir poligon kurdurdu. 1892 de Bursa demiryolunu ve Aşiret mektebini yaptırdı. 1893 de Üsküdar lisesi ve Rüştiyye mektepleri ve yeni postane binası ve Osmanlı bankası ile Reji binalarını ve (Yafa-Kudüs) demiryolu ile Ankara demiryolu yapıldı. Yine 1893 de Hamidiyye kağıt fabrikası, Kadıköy havagazı fabrikası ve Beyrut limanı rıhtımını yaptırdı. 1894 de Osmanlı sigorta şirketi ve Küçüksu barajı ve (Manastır-Selanik) demiryolu yapıldı.

1895 de (Şam-Horan) demiryolu ve (Eskişehir-Kütahya) demiryolu yapıldı. Yine 1895 de Hamidiyye yüksek ticaret mektebi ve (Galata-Tophane) rıhtımı, Dolmabahçe saat kulesi yapıldı. 1896 da (Beyrut-Şam) demiryolu, Dar-ül-aceze binası, mum fabrikası, (Afyon-Konya) demiryolu, Sakız limanı rıhtımı, şimdiki İstanbul lisesi binası, (İstanbul-Selanik) demiryolu yapıldı. Ereğli kömür ocakları çalıştırıldı. 1897 de Tuna nehrinde Demirkapı kanalını, kapalıçarşı tamirini yaptırdı.

1896 Yunan zaferini kazandı. Akıl hastanesini yaptırdı. 1899 da Şişlide Hamidiyye Etfal hastanesini yaptırdı. 1900 da Medine-i münevvereye kadar telgraf hattı yaptırdı. 1902 de Hamidiyye Hicaz demiryolu Zerkaya kadar işledi. Kağıthanedeki Hamidiyye suyu yapıldı. Yeni balıkhane, Haydarpaşa rıhtımı, maden arama mektebi, Şam’da tıbbiyyei mülkiye yapıldı. Haydarpaşa’da askeri tıbbiyye mektebi şahanesi 1903 de açıldı. 1904 de dilsiz ve sağırlar mektebi açıldı. Yine 1904 de Bingaziye telgraf hattı yapıldı. 1905 de (İstanbul-Köstence) kablosu döşendi. Haydarpaşa istasyonu binası yapıldı. Beşiktaş tepesindeki Yıldız sarayını ve önündeki camii yaptırdı.

Velhasıl Avrupa’da yapılan yeniliklerin hepsini en modern şekilde yurdumuzda yaptırdı. Ne yazık ki, 1909 da tahttan indirilince, bütün bu ilerlemeler durdu ve memleket kana boyandı. Abdülhamid han, (İstanbul-Eskişehir-Ankara) ve (Eskişehir-Adana-Bağdat) ve (Adana-Şam-Medine) demiryollarını yaptırdığı zaman, başka memleketlerde bu kadar demiryolu yoktu. Din bilgileri, fen ve edebiyat üzerinde çok kitap bastırdı. Köylere kadar kurslar açtırdı. Parasız kitaplar gönderdi. Savaş gücünü gayb etmiş olan eski gemileri Halice çekip, Avrupa’da yeni yapılan üstün evsaflı kruvazörler, zırhlılar ile donanmayı kuvvetlendirdi. Askeri, subayı öyle şerefli olmuştu ki, bir kahve önünden bir binbaşı geçerken, kahvede oturanlar ayağa kalkarak saygı gösterirlerdi. Öyle bereket vardı ki, bir binbaşının evinde pişen yemekten, bir mahalle fakirlerinin karnı doyardı. Bütün millet, sivil, asker, herkes birbirini çok severdi. Yalnız 1896 yılında, Yunan isyanı oldu. Ethem paşa kumandasında gönderdiği askeri, kendisi saraydan idare ediyordu. Askeri yirmidört saatte Termopil geçidini aşıp, Atina’ya girdi. Bütün Avrupa kumandanları buna şaşırdı. Çünkü, Alman kurmayları, Osmanlı ordusu, Termopili altı ayda geçemez diye rapor vermişti.

İkinci Abdülhamid hanın güzel ahlakını, dine olan bağlılığını, edep ve hayasının derecesini, aklını, ilmini, adaletini, millet için durmadan çalıştığını, hiç can yakmadığını, düşmanlarına bile iyilik ettiğini, masonların aldattıkları ve maşa olarak kullandıkları satılmışları bile af ettiğini anlamak isteyenlere, (Mabeyn baş katibi) Esad beyin (Hatırat-ı Abdülhamid-i han-ı sani) kitabını okumalarını tavsiye ederiz.

Ermeni komitecilerin hazırladıkları ve 21 Temmuz 1323 [m. 1905] günü Cuma namazını kılıp, Yıldız camiinden çıkarken patlatılan bir arabadaki saatli bombadan kurtulunca, binlerce seyirci ve ecnebi diplomatlara karşı, düşünmeden, hemen söylediği şu kelimeler, kalbinin temizliğini, milletin olgun, şefkatli bir babası olduğunu göstermeye yetişir sanırız: (Kendimce en büyük emel, ahalinin rahat ve mesut olmasıdır. Bu uğurda, gece-gündüz nasıl çalışıldığı ve gayret gösterildiği malumdur. Gayret ve hüsn-ü niyetimin min tarafillah mükafatı, şu hadiseden, hıfz-ı Huda ile, emin olmaklığımdır. Onun için, cenab-ı Hakka şükür ve hamd ederim. Müteessir olduğum bir şey varsa, asker evlatlarımdan ve ahaliden bazılarının telef ve mecruh olmalarıdır. Buna, ilelebed teessüf ederim. Tebeamın, hakkımda göstermiş oldukları hissiyata an-samimilkalb memnuniyetimi beyan eyler, afati semaviyye ve erdiyyeden masuniyetleri için dua ederim).

Merkezi Selanikte bulunan üçüncü ordunun bazı subayları, ingiliz casusları tarafından bol para ve makam vaadleri ile aldatıldı. 7 Temmuzda Şemsi paşa, teğmen Atıf tarafından vuruldu. Ellerinde ingiliz, fransız silahları bulunan hareket ordusu İstanbul’a yürüdü. Halife, [müslüman kanı dökülmesin diye] bunlara karşı koymadı. Bu durum, facia ve felaketlere sebep oldu. 23 Temmuz 1908 de ikinci meşrutiyet ilan edildi. Silah baskısı altında seçim yapıldı. 17 Birinci kanun [Aralık]da meclis açıldı. Bununla, devletin idaresi, ehliyetsiz, tecrübesiz ellere geçti. İngilizlerin hazırladığı facialar tekrar başladı.

5 Ekim 1908 de, Bulgaristan prensliği, krallığını ilan ederek, Osmanlılardan ayrıldı. Yine o tarihte, Avusturya, Bosna-Herseki ilhak etti. Yunanistan da baş kaldırıp, beş sene sonra Girit’i ilhak eyledi. 14 Nisan 1909 da, Adana’da ermeni ihtilali oldu. Müslümanların mallarına, canlarına, ırzlarına saldırdılar. 1850 Türkü öldürdüler. İttihadcılar buna da seyirci kaldılar. Halk, onyedibin ermeniyi öldürüp isyan bastırıldı. İttihadcılar, Avrupalılara şirin görünmek için yüzlerce Müslümanı kestiler, astılar. Bu zulümleri, o zaman Adana valisi olan meşhur Cemal paşa yaptı. Dahiliyye nazırı Talat paşanın takdirine mazhar oldu. Bu hadiseler dolayısiyle ittihadcılar da [1914]de meclisi kapattı. Sultan Hamide hak vermek zorunda kaldılar.

31 Mart vakası adı ile meşhur olan 13 Nisan 1327 [m. 1909] hareketi ile sultan Abdülhamidin hiçbir alakası olmadığı, kati olarak anlaşılmıştır. İttihadcıların, padişaha sadık birinci orduya güvenmeyerek, Selanikteki üçüncü ordudan getirdikleri avcı taburlarının çıkardığı tespit edilmiştir. Yani ittihadcıların bir tertibi olmuştur. İttihadcılar, böylece Selanikten Bulgar, Sırp, Yunan, Arnavut yağmacılarının meydana getirdikleri hareket ordusunu İstanbul’a gönderdi. Talat beyin baskısı ile Sultan, 27 Nisan 1327 [m. 1909] da tahttan indirildi. Son meşrutiyet zamanında hükümdarlığı dokuz ay, beş gündür. Selanikten gelen, toplama ve frenk silahlarını taşıyan hareket ordusuna karşı koymak isteyen kumandanlara, çarpışılmamasını, Müslüman kanı dökülmemesini sıkı emir verdi. İsteseydi yalnız Taksim ve Taş kışladaki talimli asker ve sadık subaylar, gelen çapulcu alaylarını darmadağınık edebilirdi. Fakat, kardeş kanının dökülmesini istemedi. İstanbul’a giren hareket ordusu kumandanları, doğru Yıldız sarayına geldiler. Hazineyi, asırlardan beri toplanmış olan kıymetli yadigârları ve dünyanın en zengin kütüphanelerinden olan saray kitaplığının bir kısmını yağma ettiler. Padişahın altın arabası bile parçalanıp paylaşıldı. Bu barbarca saldıranlar, birer kahraman, kurtarıcı ilan edildi.

O yıl, ittihadcılar, Sultandan iki yaş küçük olan kardeşi Mehmed Reşadı yerine geçirdiler. Sultan Reşad, ihtiyar, sessizdi. Ortalığı kana boyayanların, gönülden Müslüman olmadıklarını görüyordu. Bu canavarlar karşısında aciz, zavallı bir kukla halinde idi. İttihadcılar, sultan Hamidi lekeleyecek bir suç bulamadılar. Milletin onu çok sevdiğini, saydığını görerek, öldürmeye de cesaret edemediler. Hemen o gece, kurmay binbaşı Fethi Okyar’ın emrinde olarak, trenle Selaniğe götürdüler. Orada Alatini köşkünde hapis edildi. Ömrünü okumakla ve ibadet ile geçirdi. Hükümeti ele geçiren ittihadcıların çoğu, hatta din işleri başkanı olan şeyh-ul İslam efendileri dahi mason idi.

Sultan Hamid hanın kansız ve huzur içinde geçen idaresinden sonra memleket, siyasi idamlar, sui kasdler ülkesi oldu. Çok kimseleri idam ettiler. Birbirlerini, hatta kendi başkumandanları olan Mahmud Şevket paşayı da dört aylık sadrazam iken 11 Haziran 1331 [1913] de kendileri öldürdü. Yerine getirilen Mısır prensi Said Halim paşanın 3 sene, 7 ay ve 23 günlük ve bunun yerine gelen Talat paşanın birbuçuk senelik sadaret zamanlarında, memleket karma karışık oldu. Herkes, ölüm, hapis korkusu içinde idi. Can, mal ve namus emniyeti kalmadı. İslam düşmanlığı, küfür ve irtidad moda olmaya başladı. Her vilayette zalimler türedi. 1329 [m. 1911] da Arnavut isyanı oldu. Mahmud Şevket paşa büyük kuvvetle önleyemedi. Sultan Reşad 16 Haziranda Kosova’ya gitti. Beşyüzyirmiiki sene önce, dedesinin zafer kazandığı yerde, yüzbin Arnavut ile Cuma namazı kıldı. Huzuru temin etti. Mahmud Şevket paşanın sekseniki taburla yapamadığını, sultan Muhammed Reşad, bir gövde gösterisi ile temin eyledi.

Ebüzziya takviminin 19 Şubat 1945 pazartesi yaprağında diyor ki:
(Meşrutiyetin başlangıcı, memleketimiz için büyük felaket ve ziyanlara sebep oldu. Çünkü 1911 de Trablusgarb İtalyanlara bırakıldı. 1912 de Balkan harbi bozgunu oldu. İki büyük kıta ile ilişiğimiz kesildi. Afrikada birmilyonikiyüzbin kilometre kare, Rumelide ikiyüzelli bin kilometre kare yerimiz elden gitti. Birinci cihan harbinde de birmilyon kilometre kareden fazla toprak gayb oldu. Koca imparatorluk yağma edildi. Bu felaketlere, ittihad ve terakkinin, gafil, cahil, fırkacı, inatçı, bölücü idaresi sebep oldu.)

Birinci cihan harbine Osmanlılar üç milyon askerle katıldı. Bir milyon zayi eyledi. Bunun dörtyüzbini cephede şehid oldu. Müttefiklerimizin mevcudu yirmiüç milyon olup, onbeşbuçuk milyon zayıatımız oldu. Bunun üçbuçukmilyonu cephede öldü. Düşman orduları mevcudu, kırküç milyon idi. Bunların yirmiüç milyonu zayi oldu. Yalnız beşbuçuk milyonu cephede öldü.

Sultan Abdülhamidi tahtından indirenler, sonunda memleketi düşman çizmelerinin altında bırakarak kaçtılar. İlk olarak Enver paÅŸa, Talat paÅŸa, doktor Behaeddin Åžakir, doktor Nazım, 30 Ekim 1918 de Mondros mütarekesini imza ettikten bir gün sonra, gece yarısı kaçtılar. Talat paÅŸa 1921 de kırkdokuz yaşında Berlin’de, Enver paÅŸa kırk yaşında 1922 de Türkistan’da, Cemal paÅŸa da 1922 de elli yaşında Tiflis’de öldürüldüler. Avrupa’daki mason locaları, bu baÅŸarılarını uzaktan keyif ile seyrediyorlar, İslamiyet’i yok etmek için, yeni planlar hazırlıyorlardı. Masonlar, ittihadcılara yaptırdıkları bu cinayetleri Mithat paÅŸa ve arkadaÅŸları gibi maÅŸalarla, daha otuzbir yıl önce ve pek kıyasıya yaptıracaklardı. Fakat, çok akıllı, zeki, ileriyi görüşü keskin ve tam Müslüman olan, ikinci Abdülhamid han, bunu anlamış, bu felaketleri önlemiÅŸ, İslam âlemine seadet, huzur saÄŸlamıştı. Bunun için, bu yüce hakana, kızıl sultan, korkak, zalim gibi isimler taktılar. Böylece gençleri aldatmaya, onun sevgisini, büyüklüğünü gönüllerden çıkarmaya uÄŸraÅŸtılar.

(Türkiye Tarihi)nde diyor ki:
(İkinci meşrutiyetten sonra gelen yeni rejim, ikinci Abdülhamidi mahkum etmiş, hatta bugüne kadar, bu hükümdarın lehinde, hatta tarafsız yazmak ve konuşmak, tehlikeli sayılmıştır. Bunun bir sebebi, ikinci Abdülhamidin, asla mürteci, gerici olmamak şartı ile, muhafazakâr olması ve imparatorluğu otuz yıl şahsen adalet ile idare etmesidir. İkinci Abdülhamidi düşürenler birbirinden inkılabcı oldukları için, tabiatiyle, bu hükümdarın muhafazakârlığını beğenmemek durumunda kalmışlardır. Ancak tarih, siyaset değildir. Günün modasına göre söyleyen, yazan kimse, tarihci değildir. Çünkü, siyasi rejimler ve fikir modaları daima değişir. Yakın maziyi halka fena tanıtmak gibi hissi görüş, ilmi tetkik yapılmasına mani olmaktadır. Bazı sathi görüşlü kimseler, günlük oluşları küçültür, gölgede bırakır diye, eski kahramanları küçültürler. Tarihi realiteden korkmak manasızdır. Türkiye’de, yine de, ikinci Abdülhamid aleyhindeki yalanları nakil etmek modası yürürlüktedir.

13 Şubat 1295 [m. 1878] gününe kadar, ikinci Abdülhamidin saltanatının ilk bir yıl, beş ay ve onüç günü, bu hükümdarın şahsi idaresi ile ilgisizdir. Şahsi idaresi, 13 Şubatta başlar. 7 Zilhicce 1293 ve 23 Kanuni evvel [Aralık ayı] 1876 günü birinci meşrutiyet ilan edildi. İlk millet meclisi 19 Mart 1877 de açıldı. Anayasayı hazırlayanlardan Mithat paşa, bir hukukcu değildi. İkinci Abdülhamid han hatıratında diyor ki:
Mithat paşa, öteden beri meşrutiyet taraftarı idi. Lakin ismini ve bazı kitaplarda methini işitmekle hasıl olmuş bir taraftardı. Hiçbir devletin Kanuni esasisini tetkik etmiş ve bu babda esaslı fikir edinmiş değildi. Rehberi, nafia vekaletinin müsteşarı, Odyan efendi idi. Odyan efendi ise, o zaman bile bizde mümtaz hukukculardan değildi. Hele memleketi hiç bilmezdi. Zan ederim bu vukufsuzluk, Mithat paşa ile Taif kalesine kadar beraber gitti.

Mithat paÅŸanın baÅŸkanlığında, Ziya bey [paÅŸa] ile Namık Kemalin de katıldığı bir heyetin hazırladığı Anayasanın 113. cü maddesi, hükümdara bir ÅŸahsı sürmek hakkını vermiÅŸti. Bu maddeyi Mithat paÅŸa, mahsus koydurdu. Çünkü, ölünceye kadar iktidarda kalmayı umuyordu. Bu madde ile, muhaliflerini sürmek istemiÅŸtir. Nitekim birkaç devlet adamını sürdü. İkinci Abdülhamid han, muhakemesiz sürülmenin tanzimata aykırı olduÄŸuna dikkati çekti ise de, Mithat paÅŸayı ikna edememiÅŸti. Mithat paÅŸa, anayasaya, herkesin kendi dili ile konuÅŸabileceÄŸini koydurmak istemiÅŸ, fakat Sultan, bu maddeyi kaldırmıştır. Mithat paÅŸa, Sultanın bütün selahiyetini yok etmek için, Anayasayı büyük devletlerin kefaletleri altına koymak istemiÅŸtir. Türk devletinin istiklalini yok edecek bu feci madde de kabul edilmemiÅŸtir. Rusya ile savaÅŸ etmek için, Bab-ı alide nutuklar çekti. Medrese talebesini ayaklandırarak, savaÅŸ lehine nümayiÅŸ yaptırdı. Bunlar, Sultanın penceresi altında bile savaÅŸ diye bağırdılar. SavaÅŸ olursa, İngiltere’nin yardım edeceÄŸine inanıyordu. İçki sofralarında, Cumhuriyet ilan edip, üçüncü Napolyon gibi, CumhurbaÅŸkanı, sonra imparator olacağını söyledi ve (niçin Âl-i Osman olur da, Âl-i Mithat olmaz) dedi. İşi daha ileri götürerek, hususi asker yazmaya kalkıştı. Bu yeni asker, Millet askeri namı ile yeni bir ordu teÅŸkil edecek ve Mithat paÅŸanın emrinde olacaktı. Hıristiyan ve Müslümanlardan gönüllü yazılanlar, baÅŸkumandanları Mithat paÅŸa lehine yürüyüşler yapıyorlar. İstanbul’da huzuru bozuyorlardı. Yeniçeri ocağı hortluyordu. Mithat paÅŸa, milliyetçiliÄŸe uymayan hareketlerde de bulundu. Bosna’da, Türk bayrağındaki ayyıldız yanına bir haç eklenmesini emretti. Devlet bayrağının, bir eyalette olsa bile, sadrazam emri ile deÄŸiÅŸtirilmesi de, onun demokrasi anlayışına parlak bir örnektir. Bu haçlı Türk bayrağını taşıyan bir tabura İstanbul’da geçit resmi bile yaptırdı. Bütün bu sapıklıkları, ikinci Abdülhamid hanın sabrını taşırarak, 5 Åžubat 1877 de, onu sadrazamlıktan azletti. Kendi arzusu üzerine İzzeddin vapuruna bindirilerek İtalya’ya gönderildi. Eline de beÅŸyüz altın verildi. Bir sene, sekiz ay çeÅŸitli ÅŸehirleri gezdi. İngilizlerle halifeye karşı anlaÅŸmalar yapması üzerine, yurda çaÄŸrıldı. İki ay Girit’te, Hanya’da oturduktan sonra 1295 [m. 1878] son ayında Suriye valisi, 4 AÄŸustos 1297 [m. 1880] de Aydın valisi yapıldı. Burada iken, 16 Mayıs 1298 [m. 1881] de, Yıldızda muhakeme edilmek için tevkif emri verildi. Fransız konsolosluÄŸuna sığınarak kendisini lekeledi. Fransız sefirinin emri ile halifeye teslim edildi. Mahkemenin idam kararını halife, müebbet hapse çevirip, 28 Temmuzda İzzeddin vapuru ile Rüştü, Mahmud ve Nuri paÅŸalarla ve Hasen Hayrullah efendi ile birlikte Taife götürülüp hapis edildiler. 6 Mayıs 1301 [m. 1883] de Mahmud Celaleddin paÅŸa ile, askerler tarafından boÄŸulup öldürüldüler. İngiltere onu kurtarmaya karar verdi. Kızıldeniz’deki bir savaÅŸ gemisine bu vazifeyi verdi. PaÅŸaların, İngilizler tarafından kaçırılacağını anlayan hicaz valisi müşir Osman Nuri paÅŸanın emri ile öldürüldüğü sanılmaktadır). (Yeni Türkiye Tarihi)nin yazısı tamam oldu.

BeÅŸinci Murad Han

21 Haziran 2009 Yazan admin  
Kategori osmanlı tarihi

Osmanlı padişahlarının otuz üçüncüsü, İslam halifelerinin doksan sekizincisidir. Babası, Abdülmecid Handır. 1840 da İstanbul’da doğdu.

Babasının 25 Haziran 1861’de vefatından sonra Abdülaziz Han padişah olunca, veliaht oldu. Nezaketi, kibarlığı, çağına göre bilgisi ve yumuşak huyluluğu ile sevildi. Amcası Abdülaziz Hanın 1863 Mısır ve 1867 Avrupa seyahatlerine katıldı. Bu gezilerde davranışları ile Osmanlı hanedanının asaletini temsil ederek takdir topladı. Veliaht Murad, 30 Mayıs 1876 tarihinde Sultan Abdülaziz Hanın hal’ edilmesiyle Osmanlı Sultanı ilan edildi. 4 Haziran 1876 da Abdülaziz Hanın feci şekilde şehid edildiğini ve annesi Pertevniyal Sultana çok çirkin işkenceler yapıldığını işiten Sultan Murad Hanın üzüntüden ve bu felaket yolunun sonunu düşünmekten aklı bozuldu. Üzüntüden hastalığının artmasında doktor Capoleone’nin cahilane ve yanlış teşhis ve tedavisinin mühim rolü oldu. Beşinci Murad Han bu hasta haliyle ihtilalcilerin kuklası haline getirilip, Avrupa’da belirli odakların devleti ve İslamiyet’i yok etmek için hazırladıkları yıkıcı planları tatbik edilmek istendiyse de kardeşi İkinci Abdülhamid Han bunların önüne geçti. 31 Ağustos 1876 da hal’ edilen ve doksan üç gün saltanat süren Beşinci Murad Han, Osmanlı sultanlarının en az padişahlık yapanıdır.

Saltanattan hal’inden sonra, ailesiyle Çırağan Sarayına yerleştirilen Beşinci Murad Hanın hastalığı sonradan iyileşti. Vaktini okumak ve torunlarını okutmakla geçiren Murad Han, kardeşi Sultan Abdülhamid Hanın nazikane hatır sormasını, daima teşekkürle cevaplandırırdı. 29 Ağustos 1904 tarihinde vefat eden Beşinci Murad Han, İstanbul’da Yeni Camideki türbeye defnedildi.

Sonraki yazılar »

anadolugenclik.net: Turkiyede ," Dini Sohbet , Dini Chat , iSlami Sohbet , iSlami Chat , Duabahcesi , islam dini , ilahiler , rüya tabirleri, islami rüya tabirleri,  ilahi dinle, islami videolar, dini videolar " gibi bir cok aramaya onculuk etmektedir..

 site ekle liseli kýzlar bedava müzik dinle chat erotik film izle liseli kýzlar aþk þiirleri sohbet odalarý görüntülü sohbet görüntülü chat canlý sohbet çet cinsel sohbet odalarý sohbet et mynet sohbet chat yap bayanlarla sohbet netlog Sohbet siteleri Chat siteleri Sohbet kanallari sohbet odalarý sohbet kanallarý sohbet siteleri dantel örnekleri kameralý sohbet oya örnekleri Chat mirc mircturk islam radyom webaslan ssk altýn fiyatlarý dekorasyon ssk sorgulama dekorasyon prefabrik evler chat sohbet odalarý sohbet Çet mynet chat chat odalarý sohbet chat Sohbet siteleri Chat siteleri chat chat Sohbet siteleri film izle Ansiklopedi msn kadýn gazete Oyunlar itiraf chat siteleri chat siteleri kameralý sohbet sohbet sohbet sohbet odalarý sohbet chat Sohbet Sohbet sohbet sohbet sohbet chat Chat Sitesi Chat Siteleri bedava sohbet Web Sohbet Chat sohbet odalarý