Secde-i sehv
11 Temmuz 2009 Yazan admin
Kategori Doğru iman bilgileri
tekrarı, vacibin terki, vacibin gecikmesi, vacibin tekrarı ve vacibin değişmesinden dolayı, o namazın sonunda yapılması gereken iki secde ile teşehhüt, salli barik ve Rabbena âtina okumaktan ibarettir. Şöyle yapılır:
Son oturuşta Et-tehıyyatü okunduktan sonra sağa selam verilir. Ondan sonra Allahü Ekber denilerek secdeye varılıp üç kere Sübhane Rabbiyel-â’la okunur. Ondan sonra Allahü Ekber denilerek doğrulur. Az bir miktar duraklamadan sonra tekrar Allahü Ekber diyerek ikinci secdeye varılır. Yine üç kere Sübhane Rabbiyel-â’la okunduktan sonra Allahü Ekber denilerek doğrulur ve oturulur. Tehıyyat, salli barik ve Rabbena âtina okunup önce sağ, sonra sol tarafa selam verilir.
Sual: Secde-i sehv nasıl yapılır?
CEVAP
Secde-i sehv yapmak için, tehıyyat okunup, bir tarafa selam verildikten sonra, iki secde yapıp oturulur ve Tehıyyat, Salli barik, Rabbena okunarak namaz tamamlanır.
Sual: Secde-i sehv yaparken, selam iki tarafa da verilebilir mi?
CEVAP
Evet iki tarafa da selam verdikten sonra veya hiç selam vermeden de secde-i sehv yapılabilir. Cemaatle yapılırken sadece sağ tarafa vermek daha uygun olur.
Sual: Hangi haller secde-i sehvi gerektirir?
CEVAP
Secde-i sehvi gerektiren haller şunlardır:
1- Farzın tehiri [gecikmesi]
2- Farzın tekrarı
3- Vacibin terki
4- Vacibin tehiri
5- Vacibin tekrarı
6- Vacibin tebdili [değişmesi].
Sual: Namazda sıra ile kılmak yani tertip farz mıdır?
CEVAP
Evet farzdır. Secdeler önce yapılsa, rüku sonra yapılsa namaz sahih olmaz.
Farzın tehiri halinde:
Sual: Her farzın tehirinde secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Her farzın tehiri secde-i sehv ile kurtarılmaz. Mesela rüku ve iki secde tehir edilemez. Tehir edilirse namaz bozulmuş olur. Kıraat de tehir edilemez. Kıraati [Kur'an okumayı] unutup sadece Sübhaneke okuduktan sonra rükuya veya secdeye giden kimse, geri dönüp kıraati yaptıktan sonra, tekrar rüku ve secdeyi yapması gerekir. Yapmazsa namazı sahih olmaz. Çünkü namazda tertip yani farzları sıra ile yapmak farzdır.
İki secdeden biri unutulup namaz içinde hatırlanınca hemen o secde yapılır, namazın sonunda da secde-i sehv gerekir. Son teşehhüdde Ettehıyyatü okuyacak kadar oturmayanın da namazı sahih olmaz. İki rekatlı namazda, ikinci rekatta değil de üçüncü rekatta otursa, 4 rekatlı namazda, dörtte oturmayıp beşinci rekatta otursa namazı sahih olmaz; çünkü farz yerinde yapılmamış oluyor.
Farzın tekrarı halinde:
Sual: Üç secde yapan veya iki rüku yapanın, secde-i sehv ile namazı tamam olur mu?
CEVAP
Evet tamam olur.
Vacibin terki halinde:
Sual: Zammı sure, Fatiha veya Kunut dualarını okumayı unutanın secde-i sehv yapması gerekir mi?
CEVAP
Evet gerekir. Çünkü vacip terk edilmiş oluyor.
Sual: Oturması gereken yerde kalkan, mesela 4 rekatlı farzlarda ilk teşehhüdde oturmayıp, kalkan secde-i sehv yapması gerekir mi?
CEVAP
Evet gerekir. Çünkü vacip terk edilmiş oluyor.
Sual: Kalkması gereken yerde, mesela ilk rekatı kılıp oturana secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Evet gerekir. Çünkü vacip geciktirilmiş oluyor.
Sual: Teşehhüdde dua okunacak yerde Kur’an okuyana, mesela teşehhüdde Ettehıyyatüyü okumayıp Fatiha veya başka bir sure okuyana secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Evet gerekir. Çünkü dua yerinde Kur’an okunmuş oluyor.
Vacibin tekrarı halinde:
Sual: Fatihayı peş peşe iki defa okuyana secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Evet gerekir. Çünkü bu durumda vacip olan zammı sure gecikiyor ve vacip tekrar edilmiş oluyor.
Sual: Fatiha ve zammı sureden sonra tekrar Fatiha okunsa, secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Fatiha tekrar edildiği halde secde-i sehv gerekmez. Çünkü orası kıraat mahallidir, orada ne kadar çok âyet okunursa okunsun secde-i sehv gerekmez.
Vacibin tehiri halinde:
Sual: Zammı sureleri birinci ve ikinci rekatlarda okumayı unutup üçüncü ve dördüncü rekatlarda okuyunca secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Evet gerekir. Çünkü vacip tehir edilmiş oluyor.
Sual: Ettehıyyatüyü de okuyup tamamlamış olduğu namazdan sonra, unutup ayağa kalkarak vacip olan selamı geciktiren mesela iki rekatlı namazda, üçüncü rekata, üç rekatlılarda, dördüncü rekata, dört rekatlılarda ise beşinci rekata kalkan, secde yapmadan önce hatırlarsa, hemen oturup secde-i sehv yapması gerekir mi?
CEVAP
Evet gerekir. Çünkü vacip olan selam geciktirilmiş oluyor.
Vacibin tebdili halinde:
Sual: Kur’an okunacak yerde dua okuyana, mesela kıyamda Fatihayı unutup Ettehıyyatü okuyana secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Evet gerekir. Çünkü vacip olan Fatiha terk edilmiş oluyor.
Sual: Eğer kıyamda Ettehıyyatüyü okuduktan sonra, Fatihayı da okursa secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Gerekmez. Fatiha okunmuş oluyor. Kıraat mahalli olduğu için Ettehıyyatünün veya başka duaların okunması secde-i sehvi gerektirmiyor.
Sual: İmam, öğle ve ikindide hafif okuması gerekirken sesli okursa, secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Evet gerekir. Çünkü vacibin vasfı değiştirilmiş oluyor.
Sual: İmam, akşam, yatsı ve sabahta sesli okuması gerekirken hafif okusa, secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Evet gerekir. Çünkü vacip terk edilmiş oluyor.
Secde-i sehv gerektiren haller
Sual: Fatihayı birinci veya ikinci rekatta peş peşe iki kere okumak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Evet gerektirir.
Sual: İlk Ettehıyyatüyü okuduktan sonra, yanılıp Allahümme… demek secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Evet gerektirir.
Sual: Tadil-i erkanı terk etmek veya Kunut dualarını unutmak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Evet gerektirir.
Sual: Son rekatta, Ettehıyyatüden önce Fatiha okumak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Evet gerektirir.
Sual: Son rekatta Ettehıyyatüyü okuduktan sonra, kalkıp bir veya iki rekat daha kılmak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Evet gerektirir.
Sual: İmamın, sesli okunacak yerde, Fatihanın yarısını gizli okuması secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Evet gerektirir.
Sual: Namaz içindeki bir şeyi, bir rükün miktarı düşünmek, sonraki rüknün veya vacibin gecikmesine sebep olursa secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Evet gerektirir. [Başka namazdakini veya dünya işlerinden birini düşünmek secde-i sehvi gerektirmez. Rükün: Üç kere sübhanallah diyecek kadar zamandır.]
Sual: Unutarak iki rüku veya üç secde yapmak, secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Evet gerektirir.
Sual: Zammı surenin bir kısmını rükuda okumak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Evet gerektirir.
Sual: Farzların ve vitrin ilk oturuşunda Ettehıyyatüden sonra, az da olsa bir şey okumak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Evet gerektirir.
Sual: İlk oturuşta, iki tarafa selam verince hatırlayıp namaza devam edilse, namaz bozulmuş olur mu?
CEVAP
Hayır namaz bozulmuş olmaz, ama secde-i sehv gerekir.
Sual: Ayağa kalkınca, oturmaması gerekirken oturmuşsa ne yapar?
CEVAP
Namaz sonunda secde-i sehv yapar.
Sual: Dördüncü rekatta teşehhüd miktarı oturup, selam vermeden beşinciye kalkarsa, ne yapar?
CEVAP
Beşinci rekatın secdesini yapmadan hatırladıysa oturur, secde-i sehv ile namazını tamamlar.
Sual: Beşinci rekatın secdesini yaptıktan sonra hatasını anlarsa ne yapar?
CEVAP
Altıncı rekatı da tamamlayıp, secde-i sehv yapar. Farzı tamam etmiş olur. İki rekatı da nafile olur.
Sual: Namazda bir secdeyi unutan ne yapar?
CEVAP
Secdeyi unutan kimse, rüku’da veya secdede hatırlarsa, rüku’dan hemen; secdeden ise, oturduktan sonra, o secdeyi yapar, sonra rüku ve secdeyi iade eder. Farzı geciktirdiği için namaz sonunda secde-i sehv yapar. Yahut, bu secdeyi ve son oturuşta hatırladığı secdeyi son oturuş arasında veya sonunda yapar ve tekrar oturarak Ettehıyyatü’yü okur ve secde-i sehv yapar. Tekrar oturmazsa, namazı bozulur. (S. Ebediyye)
Sual: 4 rekatlı farzların ilk teşehhüdünde oturmayı unutup kalkmak, secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Evet gerektirir.
Sual: Birinci rekatı kılıp ikinci rekata kalkması gerekirken unutup oturmak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Birinci teşehhüdde Ettehıyyatüyü okuyacakken Fatiha veya başka bir sure okumak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Ettehıyyatüyü bitirmeden selam verilirse, o anda hatırlanınca, hemen secde-i sehv yapılır mı?
CEVAP
Evet.
Sual: Zammı sure unutulunca secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Yanılıp Fatihayı ilk rekatta peş peşe iki kere okuyana secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Evet gerekir. Ancak, Fatihayı sureden sonra da okursa, secde-i sehv gerekmez.
Sual: Kıyamda unutup Fatiha yerine Ettehıyyatü okursa, secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Evet gerekir. Eğer o anda hatırlayıp Fatihayı okursa secde-i sehv gerekmez. Çünkü kıyam kıraat mahallidir. Fazla bir şey okumak secde-i sehvi gerektirmez.
Sual: Son rekatta salli bariki okuyup kalkan secde-i sehv yapar mı?
CEVAP
Vacib olan selamı geciktirdiği için, secde-i sehv gerekir.
Sual: Son rekatta, Ettehıyyatüden önce Fatiha okunsa, secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Vacip olan Ettehıyyatü geciktiği için secde-i sehv gerekir.
Sual: Son rekatta Ettehıyyatüyü okuduktan sonra, kalkıp bir rekat daha kılanın namazı sahih mi?
CEVAP
Son rekatta oturduğu için secde-i sehv ile namazı sahihtir. Fakat bir rekat daha kılıp sonra selam verseydi, son kıldığı iki rekat nafile olurdu.
Sual: Vitri kılarken Kunut dualarını okumayı unutan ne yapar?
CEVAP
Namaz bitmeden hatırladı ise, namazın sonunda secde-i sehv yapar. Secde-i sehvi de unutana bir şey gerekmez. Yani tekrar kılmak gerekmez. Çünkü unutmak özürdür.
Sual: Sünnet kılarken, zammı sure yerine Kunut okuyana secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Vacip olan zammı sureyi terk ettiği için secde-i sehv gerekir.
Sual: Dört rekatlı bir namazın birinci rekatında zammı sureyi unutup ikinci rekatta hatırlarsa ne yapar?
CEVAP
Hatırlayınca üçüncü rekatta okur, burada da unutursa dördüncü rekatta okur. Farzların 3. ve 4.rekatlarında da zammı sure okumanın mahzuru olmaz. Namazın sonunda secde-i sehv yapar. Dördüncü rekatta da okumayı unutursa, secde-i sehv yapar. Secde-i sehvi de unutursa, bir şey yapmak gerekmez.
Sual: Bayram namazında imam ilk rekatta zevaid tekbirlerini getirmedi. Namazın sonunda secde-i sehv yaptı, namaz sahih oldu mu?
CEVAP
Vacipler unutulunca secde-i sehv kurtarır.
Sual: İki veya dört rekatlı bir farzın son rekatında yanılıp oturmadan kalkan ne yapar?
CEVAP
Secdeye varmadan hatırladı ise hemen oturur, sonunda secde-i sehv yapar. Secdeyi yaptıktan sonra hatırlamışsa, bir rekat daha kılar. Namazı nafileye döner. Farzı yeniden kılması gerekir.
Sual: Namazda ilk teşehhüdde oturmayıp kalkarken hatırlayan yapar?
CEVAP
Eğer iki diz yerden kesilirse, bir daha dönülmez yani oturup tehıyyat okunmaz ve namazın sonunda secde-i sehv yapılır.
Sual: Dört rekatlı bir namazın ikinci rekatında iken namaz bitti sanarak iki tarafa selam veren ve hemen hatasını anlayan kimse kalkıp namaza devam edebilir mi?
CEVAP
Evet namaza devam eder ve sonunda secde-i sehv yapar.
Sual: Son rekatta Ettehıyyatüyü okuduktan sonra, kalkıp bir rekat daha kılan ne yapar?
CEVAP
Altı rekata tamamlar. Sonunda secde-i sehv yapar.
Sual: Dört rekatlı bir namazın ilk teşehhüdü unutulursa ne yapılır?
CEVAP
Secde-i sehv yapılır.
Sual: Namazda fatihadan sonra her hangi bir sure okumayı unutunca secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Birinci veya ikinci rekatlarda okumazsa secde-i sehv gerekir.
Sual: Vitir namazında Kunut dualarını okumadığını teşehhüdde iken hatırlayan ne yapar?
CEVAP
Secde-i sehv yapar.
Sual: Bazen neler okuduğumuzu, kaç rekat kıldığımızı şaşırıyoruz. Bu durumda ne yapmak gerekir?
CEVAP
İbadetlerde zan geçerlidir. Yani hangi taraf ağırlık basıyorsa öyle hareket edilir. İki tarafa da bir meyil yoksa iki taraf da % 50 ise buna şüphe [kuşku] denir. Mesela üç rekat mı dört rekat mı kıldım diye şüphe edilirse, iki tarafa da bir zan meydana gelmezse, yani galiba üç kıldım veya galiba dört kıldım gibi bir düşünce gelmezse, üç kılmış kabul edilerek bir rekat daha kılınır ve üçüncü rekatta oturulur. Çünkü üçüncü rekatın dördüncü rekat olma ihtimali vardır. Sonra da secde-i sehv yapılır.
Sual: Namazın ilk rekatında oturup bir şey okumadan kalkmak secde-i sehv gerektirir mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Kaç rekat kıldığını şaşırıp, namazda düşünmesi, sonraki rüknün veya vacibin, bir rükün zamanı kadar gecikmesine sebep olursa, bu arada, âyet ve dua okusa secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Evet gerekir.
Sual: Son rekatta oturmadan ayağa kalkan, o rekatın secdesini yaptıktan sonra hatırlarsa ne yapar?
CEVAP
Farz namazı, nafile şekline döner. Bir rekat daha kılıp, altıncı rekata tamamlar. Farzı nafileye döndüğü için yeniden kılması gerekir.
Secde-i sehv gerekmeyen haller
Sual: Zammı sureden önce ve sonra Fatiha okuyana secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Hayır gerekmez.
Sual: İkinci rekatta Fatihadan önce, Ettehıyyatü veya başka duaları okumak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Hayır gerektirmez.
Sual: Farzın son iki rekatında zammı sure okumak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Hayır gerektirmez.
Sual: Farzın son iki rekatında, Fatihadan sonra besmele çekmek veya herhangi bir dua okumak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Hayır gerektirmez.
Sual: Son rekatta, Ettehıyyatüden sonra birkaç dua okumak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Hayır gerektirmez.
Sual: Unutup salli barikleri, iki defa okumak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Hayır gerektirmez.
Sual: Ettehıyyatü veya Sübhanekeden önce unutup Besmele çekmek secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Hayır gerektirmez.
Sual: Farz namazların 3. ve 4. rekatlarında Fatihadan önce, yanlışlıkla herhangi bir dua okumak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Hayır gerektirmez.
Sual: Namazda unutup estağfirullah, elhamdülillah, Allahümmağfirli demek secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Hayır gerektirmez.
Sual: Sübhanekeden sonra, Ettehıyyatüyü, sonra da Fatihayı okumak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Hayır gerektirmez.
Sual: Birinci rekatta okuduğu zammı sureyi, unutup ikinci rekatta okumak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Hayır gerektirmez. Unuttuğu için mekruh da olmaz.
Sual: Daha sonraki zammı sureyi okuyacak yerde daha öncekini okumak. Mesela Kevser suresini okuyup ikinci rekatta da, İhlası okuyacakken, unutup Fil suresini okumak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Hayır gerektirmez. Unuttuğu için mekruh da olmaz.
Sual: Zammı sure okurken bir veya birkaç âyet atlamak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Hayır gerektirmez.
Sual: Son teşehhüdde Ettehıyyatüden sonra Fatiha veya başka dua okumak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Hayır gerektirmez. Çünkü orası dua okuma yeridir.
Sual: Seferde, dört rekatlı namazları unutarak tam kılmak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Sureyi yarısına kadar okunduktan sonra, şaşırıp, yeniden başlamak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Hayır gerektirmez.
Sual: Ettehıyyatüyü veya Sübhanekeyi yarısına kadar okuduktan sonra, şaşırıp, yeniden başlamak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Hayır gerektirmez.
Sual: Güneş doğarken, güneş batarken secde-i sehv yapılır mı?
CEVAP
Hayır yapılmaz.
Sual: Başka bir namazı kılıp kılmadığını veya dünya işlerini düşünen, bir rüknün gecikmesine sebep olsa secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Hayır gerekmez.
Sual: Salli barik, iki defa okunsa, secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Gerekmez.
Sual: Tehıyyattan önce yanılıp Besmele çekilse, secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Hayır gerekmez.
Sual: Namaz içinde secde-i sehv gerekip gerekmediğini düşününce secde-i sehv yapmak lazım mı?
CEVAP
Hayır.
Sual: Hiç lüzum yokken ihtiyaten secde-i sehv yapılabilir mi? (mesela, kıraatte bir hata yapılması veya tadil-i erkanın tam yerine getirilmemesi gibi şüpheleri gidermek için…)
CEVAP
İhtiyaten secde-i sehv yapılmaz. Şüphe üzerine secde-i sehv olmaz. Kıraatte hata için yapılmaz. Kıraatte bir kelimeyi yanlış okuyunca veya bir harf sessiz çıkınca tekrar düzgün olarak okunduğunda, secde-i sehv gerekmez.
Sual: Namazda unutarak, ikinci rekatta, önceki rekatta okuduğu zammı surenin evvelindekini okumak veya bir sure atlayarak okumak mekruh olur mu ve secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Secde-i sehv gerekmez, unutarak bir önceki sureyi ve bir atlayarak okumak da mekruh değildir. Bunlar unutmadan da yapılsa secde-i sehv gerekmez.
Sual: İmam secde-i sehv yaparken de, camiye gelip, uymak caiz midir?
CEVAP
Evet caizdir.
Sual: Secde-i sehv yaparken, bir yanlış daha yapılsa, tekrar secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Hayır. Her namazda bir secde-i sehv yapılır. Bir namazda birkaç defa yanılan kimse de bir defa secde-i sehv yapar.
Sual: Sehv secdesi yaparken sadece tehıyyatı okumak yeterli midir?
CEVAP
Sadece tehıyyatı okumak yeterlidir. Evla olanı salli barikleri de okumaktır.
Sual: Namazda secde-i sehv yaparken iki secde yerine bir secde yapsak sakıncası var mı?
CEVAP
Secde-i sehv yaparken secde bir defa yapılmaz, iki defa secde yapmak şarttır.
Sual: Secde-i sehvde Ettehıyyatüyü okumak vacip midir?
CEVAP
Evet.
Sual: Secde-i sehv unutulursa namazı tekrar kılmak gerekir mi?
CEVAP
Hayır gerekmez. Unutmak özürdür.
Sual: Mesbuk, imam selam verdikten sonra namazını tamamlarken, secde-i sehvi gerektiren bir iş yapsa, sonunda secde-i sehv yapması lazım mıdır?
CEVAP
Evet secde-i sehv lazımdır.
Sual: İmam, zammı surede yanıldı veya yanlışlıkla başka âyetlere atlayıp okumaya devam etmiş ise, ne yapmak gerekir?
CEVAP
Bir şey yapmak gerekmez. Öyle yapılır. Secde-i sehv de gerekmez. Devam eder. Bilmeden müdahale etmemelidir.
Sual: İmama uyup cemaatle namaz kılarken, şaşıran kimse secde-i sehv yapar mı?
CEVAP
Hayır yapmaz.
Sual: Namaz kılması haram olan üç vakitte, secde-i sehv caiz midir?
CEVAP
Caiz değildir.
Sual: Maliki’de, namazdan çıkmak için, selam vermek farz olduğuna göre, secde-i sehv yapmak gerekince, selam vermeden mi, secde-i sehv yapmak gerekiyor?
CEVAP
Secde-i sehv yaparken, selamdaki niyetimiz, namazdan çıkmak olmadığı için, bir veya iki tarafa selam vererek, secde-i sehv yapmanın mahzuru olmaz.
Sual: Namazda zamm-ı sureden sonra yanlışlıkla, sadakallahülazim deyince secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Hayır gerekmez.
Sual: Ettehıyyatü’yü yanılıp iki defa okumak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Ettehıyyatü okumak vacibdir. Vacibin tekrar edilmesi halinde secdei sehv gerekir.
Sual: Namazda, Sübhaneke’den önce veya sonra Ettehıyyatüyü okumak yahut Sübhanekeyi veya salli barikleri ikişer defa okumak, Rabbena’dan başka, birkaç dua daha okumak, secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Hiç birisi gerektirmez. Sübhaneke okunacak yer, dua okuma yeridir. Orada başka dualar da okunsa yine secde-i sehvi gerektirmez. Yanılarak iki kere sübhaneke okunsa, üç kere okunsa yine secde-i sehvi gerektirmez. Salli barikten sonra, Rabbena ile başlayan bir çok âyeti kerimeyi dua niyetiyle okumak veya hadis-i şerif ile bildirilen duaları okumak selamı geciktirmek sayılmaz, secdei sehv de gerekmez. Çünkü orası dua mahallidir.
Sual: Zammı sureyi okumadığını rükûda veya rükûdan kalkınca hatırlayan ne yapar?
CEVAP
Rükûda hatırlayan hemen kalkar, zammı sureyi okuyup tekrar rükûya gider. Secde-i sehv yapması gerekmez. Rükûdan kalkınca veya daha sonra hatırlarsa geri dönmez. Sonunda secde-i sehv yapar.
Sual: Şafii ve Malikide selam verilince namazdan çıkılıyor. O halde, Hanefi bir imam sehiv secdesi yaparsa, Şafii veya Maliki biri ne yapmalıdır?
CEVAP
Onlar da selam verir. Çünkü secdei sehv olduğunu biliyorlar. Namazdan çıkmaya niyet etmek farzdır. Burada secdei sehv için selam verilince namazdan çıkmış olmuyorlar.
Sual: Vitirde kunut dualarını okumak vacib, zammı sure okumak da vacib iken, ne diye zammı sureyi okumadığını rükuda hatırlayan kalkıp zammı sureyi okuyor da, kunut dualarını okumak için geri dönemiyor? Dönerse ne mahzuru vardır?
CEVAP
Unutulan kunut için kıyama dönemez. Döner de, kunut dualarını okursa, rükua gitmeden secdeye gitmesi gerekir. Rükuu tekrar ederse, kasten iki rüku yaptığı için namaz bozulur. Çünkü rükuu kıraatten hemen sonradır. Kunutu okumasa da secde-i sehv gerekir, dönüp geriye okusa da secde-i sehv gerekir. Uygun olanı, rükuda kunutları okumadığını hatırlayan kimse, artık geri dönmez. Secde-i sehv ile namazını tamamlar. (Redd-ül-muhtar)
Cemaate uymak
Sual: İmam, secde-i sehv yaptıktan sonra cemaate uyan kimse, cemaat sevabını alır mı?
CEVAP
Evet, alır.
Sual: Herhangi bir rekatta Fatiha okumayı unutan, bunu namaz içinde telafi edebilir mi?
CEVAP
Hanefi’de, Fatiha okumak vacibdir. Fatihayı unutan, secde-i sehv yapar. Maliki’de ise, Fatiha okumak farzdır. Bir rekatta, farz terk edilince, secde-i sehv ile namaz kurtulmaz. Namazı tekrar kılmak gerekir.
Üçüncü rekâtta oturmayan
Sual: Üç rekâtlık namazda, üçüncü rekâtta oturmayı unutarak, dördüncü rekâta kalkan kimse, secdeyi de, yaptıktan sonra hatırlasa, rekâtı beşe mi tamamlar?
CEVAP
Teşehhüte oturmadığı için, beşe tamamlamaz, dörde tamamlayıp selam verir. Namaz nafileye döndüğü için, farzı tekrar kılmak gerekir. Eğer üçüncü rekâtta oturmuş olsaydı, unutup dördüncü rekata kalkıp beşinci rekatın da secdesini yapsaydı, o zaman beşe tamalardı. Secde-i sehvle namazı da sahih olurdu. Son ikisi de nafile olurdu.
Az bir şey
Sual: Ettehıyyatü’den sonra az bir şey okuyarak, üçüncü rekâtı geciktirene, secde-i sehv gerekiyor. Burada az bir şeyden maksat ne kadardır?
CEVAP
(Allahümme) dese, yahut sadece (Al…) bile dese, secde-i sehv gerekir. Hemen (Allahü ekber)e çevirip ayağa kalkarsa, secde-i sehv gerekmez.
Sual: Rükudan doğrulurken (Semiallahü limen hamideh) yerine, yanılıp (Allahü ekber) dense, secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Hayır, secde-i sehv gerekmez.
Sual: Namazda, secde-i sehvi gerektirmeyen bir işi yapmanın veya bir duayı okumanın mahzuru olur mu?
CEVAP
Namazda secde-i sehv gerekmese de bazı işler mekruhtur. Mesela namazda Kâfirun suresinden sonra, Nasr suresini okumak yerine Kevser suresi okunsa, secde-i sehv gerekmez ama mekruh olur. Unutularak okunursa mekruh olmaz. Sübhanekeden önce Besmele çekmek, başka dua okumak, mesela Ettehıyyatü’yü okumak gibi şeyler secde-i sehvi gerektirmese de, bunları bilerek yapmak caiz olmaz.
Sual: Namazda vacibin tekrarında secde-i sehv gerekiyor. Fatiha’yı bir defa zamm-ı sureden önce, bir de zamm-ı sureden sonra okumak secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Gerektirmez; çünkü orası kıraat [okuma] yeridir. Fatiha peş peşe iki kere okunursa, vacib tekrar edildiği için secde-i sehvi gerektirir. Eğer farzların son iki rekâtında, Fatiha peş peşe iki kere okunsa, orada Fatiha okunması, esah olan kavle göre, vacib olmadığı için, secde-i sehv gerekmez, mekruh da olmaz. Farzların son iki rekâtında, zammı sure okunmaz, okunursa veya peş peşe iki kere okunsa, secde-i sehv gerekmez; çünkü orada zammı sure okumak vacib değildir. (Redd-ül muhtar)
Fatihayı iki kere okumak
Sual: Kıyamda Fatiha, unutularak peş peşe iki kere okunsa, secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Unutularak ilk iki rekâtta okunursa secde-i sehvi gerekir. Üçüncü ve dördüncü rekâtlarda okunursa secde-i sehv gerekmez; çünkü son iki rekâtta Fatiha okumak sünnettir. Diğer sünnetleri unutarak iki defa okumak da secde-i sehvi gerektirmez. Mesela sübhaneke ve salli barikler unutularak iki defa okunsa secde-i sehv gerekmez.
Üçüncü ve dördüncü rekâtlarda Fatihayı okumak unutulsa yine secde-i sehv gerekmez; çünkü çünkü son iki rekâtta Fatiha okumak sünnettir.
Sual: Namazda sünnetleri, mesela salli barikleri birkaç defa okusak, sübhanekeyi tekrar etsek, rükû ve secdedeki tesbihleri, 21 kere, 41 kere 100 kere çeksek, celsede ve kavmede çok dursak secde-i sehv gerekir mi?
CEVAP
Secde-i sehv gerekmez; fakat kasten yapılırsa sünnete uyulmamış, mekruh işlenmiş olur. Abdestte de, sünnet olan miktardan yani üçten fazla yıkamak mekruhtur.
Sual: Farzların veya kaza namazının 3. ve 4. rekâtlarında, kasten veya unutarak, Fatiha’dan sonra, zamm-ı sure okumak veya besmele çekmek, secde-i sehvi gerektirir mi?
CEVAP
Hayır, gerektirmez.
Secde-i sehv sakıt olur
Sual: Secde-i sehv yaptığı takdirde, sabah namazını kılarken güneş doğacaksa, ikindiyi kaza ederken mekruh vakit girecekse, secde-i sehv sakıt olur mu?
CEVAP
Evet, sakıt olur. (Dürr-ül-muhtar)
Secde-i sehv yapılmasa
Sual: Secde-i sehv gerektiği halde, şüphelenip secde-i sehv yapmayanın bu namazı sahih olur mu?
CEVAP
Evet, sahih olur.
Kur’an-ı kerimi nasıl anlarız
11 Temmuz 2009 Yazan admin
Kategori Doğru iman bilgileri
CEVAP
Kur’an-ı kerimin hakiki manasını anlamak isteyen bir kimse, din âlimlerinin kelam ve fıkıh ve ahlak kitaplarını okumalı. Bu kitapların hepsi, Kur’an-ı kerimden ve hadis-i şeriflerden alınmıştır. Kur’an tercümesi diye yazılan kitaplar, doğru mana veremez. Okuyanları, bunları yazanların düşüncelerine ve maksatlarına esir edip, dinden ayrılmalarına sebep olur.
Kur’an-ı kerim hiçbir dile tercüme edilemez. Herhangi bir şiirin bile, tam tercümesine imkan yoktur. Ancak izah edilebilir. Kur’an-ı kerimin manası tercümeden anlaşılmaz. Bir âyetin manasını anlamak demek, Allahü teâlânın, bu âyette ne demek istediğini anlamak demektir. Bu âyetin herhangi bir tercümesini okuyan, murad-ı ilahiyi öğrenemez. Tercüme edenin anlamış olduğunu öğrenir. Hiçbir Kur’an tercümesinden din öğrenilemez. Dinini öğrenmesi için bir kimsenin eline, en uygun tercümeyi vermek, okyanus ortasında bulunan insana bir tahta parçası vermekten daha kötüdür. Çünkü bu tahta parçası ile insan sahile çıkabilir, çıkamazsa ölür ve imanlı ise Cennete gider. Fakat tercümeden din öğrenmeye kalkışan, imanını kaybedebilir. Yahut denizde yüzenleri görüp de, (Yüzmek kolay, herkes yüzebilir) sanarak yüzme bilmeyen bir genci, okyanusun ortasına atmak, Kur’ana mana vermek yanında çok hafif kalır. Çünkü yüzme bilmeyen boğulur; fakat Kur’an-ı kerime yanlış mana veren, küfre düşüp Cehenneme gider.
Zaten, bizim gibilerin, dini öğrenmek için, tefsir ve hadis okuması uygun değildir. Çünkü Kur’an ve hadisi yanlış anlamak veya şüphe etmek imanı giderir. Bu inceliği iyi bildiği için, Hazret-i Ebu Bekir, (Kur’anı kendi görüşümle tefsire kalkarsam, beni hangi yer taşır, hangi gök gölgeler) buyurdu. (Şir’a)
Muteber tefsir kitaplarını da anlayabilmek için, yirmi ana ilmi, iyi öğrenmek gerekir. Tefsir ilmini bilmeyenin hadis ve tefsir okumaya kalkışması, mide hastasının, kuvvetlenmek için, baklava, börek yemesine benzer. Halbuki, bu hastanın, önce perhiz yapması, sonra, kuvvetli yemesi gerekir. Ana ilimleri okumayan, din öğrenmek için, Kur’an tercümesi, tefsir, hadis okumaya kalkışırsa, bunları yanlış anlayarak, dini, imanı da kaybeder. Muteber tefsirler bile, ehlinden başkasına zararlı olur.
Kur’an-ı kerimi anlamak için Resulullahın açıklamalarını bilmek gerekir. Sünneti de anlamak için Eshab-ı kiramın ve âlimlerin açıklamalarını bilmek gerekir.
Piyasadaki Türkçe tefsirlerde, şahsi düşünceler vardır. Okuyana zararı, faydasından çoktur. Hele İslam düşmanlarının, zındıkların, bid’at sahiplerinin, Kur’an-ı kerimin manasını bozmak için yaptıkları tefsirler, birer zehirdir. Bunları okuyan genç zihinlerde, birtakım şüpheler, itirazlar hasıl olur.
Kur’anın hakiki tefsirini yapan, doğru manasını veren, ancak onun muhatabı olan Muhammed aleyhisselam ve Onun hadis-i şerifleridir. Bu hadis-i şerifleri de, ancak Eshab-ı kiram ve müctehid imamlar anlayabilmiş, Müslümanlar da bu âlimlerin anladıklarına uymuştur. Şu halde, Kur’andan ve hadisten ve bunların tercümelerinden din öğrenmek mümkün olmaz. Her Müslüman, dinini, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından hazırlanan ilmihallerden öğrenmelidir.
Bazı sapıklar, “Anlamadan Kur’an okumanın faydası olmaz, mealini okumalı” diyorlar. İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki: (İmam-ı Ahmed bin Hanbel, Allahü teâlânın, (Anlayarak da, anlamayarak da Kur’an okuyan benim rızama kavuşur) buyurduğunu bildirdi.) [İhya]
Fıkıh ilmi
Sual: Fıkıh öğrenmek, Kur’an meali öğrenmekten daha sevab mı olur?
CEVAP
Fıkıh hayatın can damarıdır. Müslümanın fıkıhsız hayatı olmaz. İmam-ı a’zam hazretleri fıkıh için (lehine ve aleyhine olanı bilmektir) diyor. Kârını zararını bilmeden iş yapana deli denir. Dinde de kârını zararını bilmemek felakettir. Fıkıh bilmeden ibadet yapılamaz, iman da korunamaz.
Piyasadaki mealler birbirini tutmaz. En doğru olan mealden bile fıkıh öğrenilmez. Mesela Kur’an-ı kerimde (Namaz kılın) buyurulur, ama, nasıl namaz kılınacağı, namazın farzları, namazı bozanlar gibi hususları Kur’an-ı kerimde bulamayız. Kur’an-ı kerimi Peygamber efendimiz, hadis-i şerifler ile açıklamıştır. Hadis-i şerifleri de İslam alimleri açıklamıştır. Bunun için Kur’an-ı kerimin hakiki manasını anlamak, öğrenmek isteyen bir kimse de, meal değil, İslam âlimlerinin kelam, fıkıh ve ahlak kitaplarını okumalıdır. Bu kitapların hepsi, Kur’an-ı kerimden ve hadis-i şeriflerden alınmıştır. Muhammed Hadimi hazretleri buyuruyor ki:
Bize, tefsir kitaplarına göre amel etmek emredilmedi. Fıkıh kitaplarına tâbi olmamız emredildi. (Berika)
Yüzük takmak
11 Temmuz 2009 Yazan admin
Kategori Doğru iman bilgileri
CEVAP
Erkeklerin altın yüzük takmaları, dört mezhepte de caiz değildir. Altın ile gümüşü süs olarak takmak yalnız kadınlara helaldir. Fakat, bunları mahrem olmayan erkeklere göstermeleri haramdır.
Altın ve gümüşü süs olarak takmak erkeklere haramdır. Taş, tunç, pirinç, platin, bakır ve diğer madenlerden ziynet olarak yüzük takmaları, kadınlara da haramdır. Altın yaldızlı gümüş yüzük ve gümüş kaplı altın yüzük takmak da caizdir. Yüzük takmamak daha iyidir. Bayramlarda herkesin yüzük takması müstehaptır. Gösteriş için, öğünmek için takmak ise haramdır. (Redd-ül Muhtar)
Resulullah efendimiz gümüş yüzük kullanır ve yüzüğünü sağ eline takardı. Sol eline de taktığı görülmüştür. Sağ ele de, sol ele de takmak caizdir. Küçük parmağa veya yanındaki parmağa takılır. Üzerinde yazı bulunan yüzüğü, helaya girerken, sol elden sağ ele geçirmek iyi olur. Numan bin Beşirin parmağındaki altın yüzüğü gören Resulullah efendimiz, (Cennete girmeden önce, niçin cennet ziynetini kullandın?) buyurdu. Demir yüzük kullanmaya başladı. Bunu görünce, (Niçin Cehennem eşyası taşıyorsun?) buyurdu. Bunu da çıkardı. Bronz yüzük taktı. Bunu görünce, (Niçin sende put kokusu duyuyorum?) buyurdu. Nasıl yüzük kullanayım, ya Resulallah dedi. (Gümüş yüzük takabilirsin. Ağırlığı da bir miskali [4.8 gramı] geçmesin ve sağ eline tak!) buyurdu. (Mevahib-i ledünniyye)
Sual: Yüzük hangi elin hangi parmağına takılır? Her madenden caiz midir? İki tane de takılabilir mi? Kadın erkek fark eder mi?
CEVAP
Sağ ele de, sol ele de yüzük takmak caizdir. Küçük parmağa veya yanındaki parmağa takılır. Uygun olanı budur. Diğer parmaklara da takılsa günah olmaz.
Erkekler sadece gümüş yüzük takabilir. Ağırlığı da 4.8 gramdan fazla olmamalıdır. İki yüzük takılırsa bu ağırlığı geçmemelidir. Kadınlar ise, altın ve gümüşten başka yüzük takamazlar ve taktığı yüzüklerini de yabancı erkeklere gösteremezler.
Kadın ve erkek için, yüzüğün taşı her taştan olabilir.
Sual: Platin veya beyaz altın yüzük takmak erkekler için caiz midir?
CEVAP
Beyaz altın da altındır. Asitle altın beyaz hâle getiriliyor. Altınlıktan çıkmıyor, rengi beyazlaşıyor. Bu bakımdan caiz değildir. Eğer üstü gümüşle kaplanırsa caiz olur. Erkekler gümüşten başka yüzük takamazlar.
Sual: 12 ayardan düşük altınları kadınlar yüzük olarak kullanamaz mı?
CEVAP
12 ayardan düşük olunca altın olmaktan çıkıyor, başka maden oluyor. Kadınlar altın ve gümüşten başka yüzük takamazlar.
Sual: Evli bir kadının taşlı yüzük veya alyans takması caiz midir?
CEVAP
Evli olsun, dul olsun, bakire olsun, taşlı olsun taşsız olsun, altın olsun gümüş olsun kadının yüzük takarak sokağa çıkması caiz değildir. Evinde istediği ziynetleri takabilir. Kadına yüzük ve ziynet günah değildir. Fakat hiçbir ziynet eşyası yabancılara gösterilmez.
Sual: Nişanda altın yüzük takılıyor caiz midir?
CEVAP
Caiz değildir. Altın kaplanmış gümüş yüzük takılabilir.
Sual: Altın yüzük takmak, erkeklere haram olduğuna göre, altın yüzüğü gümüşle kaplatmak veya gümüş yüzüğü altın ile kaplatmak caiz midir?
CEVAP
Madenin rengi ve kaplaması değil, içi, cinsi muteber olduğu için, altın yaldızlı gümüş yüzük takmak erkeklere de caiz olur. Gümüş kaplı altın yüzük, altın ise de, altın görülmediği, gümüş görüldüğü için, takılması caiz olur. (Redd-ül Muhtar)
Bazı kimseler, buradaki inceliği anlayamıyor, (Madem madenin cinsi muteberdir. Gümüş kaplı altın yüzük nasıl caiz olur?) diyor. Gümüş kaplı altın yüzük, altındır. Çünkü madenin kaplaması değil, cinsi muteberdir. Ancak gümüşle kaplatılınca, altın olmaktan çıkmıyor, satmaya kalksanız, yine altındır; fakat gümüşle kaplı halde kullanmak caiz oluyor.
Sual: Erkeklerin gümüş kaplı bakır yüzük takmaları caiz mi?
CEVAP
Evet. Gümüş kaplı altın yüzük takmak gibidir, gümüş göründüğü için sadece kullanmak caiz oluyor.
Sual: Evlilik yüzüğü takmamanın, dini nikah için bir mahzuru olur mu?
CEVAP
Yüzük takmamak daha iyidir. Evlilik yüzüğü diye bir yüzük yoktur. Kadın takarsa, başka erkeklere göstermesi haram olur. Erkek zaten altın yüzük kullanamaz, kullanması haramdır. Gümüş kullanabilir.
Sual: Alyans denilen altın yüzük erkeğe haram değil midir?
CEVAP
Altın, kadınların süs eşyasıdır. Erkeklere haramdır. Peygamber efendimiz, bir erkeğin parmağında altın yüzük görünce, hemen o yüzüğü çıkarıp yere atar. Sonra buyurur ki:
(Sizlerden biri, kor haline gelmiş ateşi eline takmış.) [Müslim]
Resulullah gittikten sonra, (Yüzüğünü al, başka türlü faydalanırsın) dediler. O zat dedi ki: (Allah’a yemin ederim ki Resulullahın attığı şeyi almam.) [Müslim]
Necrandan biri, elinde altın yüzükle Resulullahın huzuruna geldi. Peygamber efendimiz, ondan yüz çevirip buyurdu ki:
(Niçin elinde bir ateş parçası ile geldin?) [Nesai]
Gümüş yüzük erkeklere de caizdir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Altın müşriklerin, gümüş, müslümanların süsüdür.) [Ramuz]
Erkeğin altın yüzük takması dört mezhepte de caiz değildir. (Mevahib-i Ledünniyye)
Sual: Tam İlmihal’de diyor ki:
(Hiçbir Peygamber kendi dininde veya başka dinlerde haram olmuş veya olacak bir şeyi hiç yapmaz. Yani sonradan haram olacak şeyi, önceden, helal iken yine kullanmaz.) Yine diyor ki:
(Peygamber efendimiz önceleri altın yüzük takardı.)
Soru: Bu ikisi birbirine çelişkili değil mi?
CEVAP
Peygamberlerin statüsü farklıdır. Kolay anlatabilmem için birkaç örnek vermeliyim. Çünkü bu soru çok soruluyor. Belediye otobüslerine herkes ücretle biniyor. Polisler ve belediye mensupları para vermiyor. Gazetecilerden basın kartı olanlar da vermiyor. Başka vermeyenler de var. Bunlar istisnadır.
Peygamber efendimize haram olan bir şey, ümmetine helal olabilir. Peygamber efendimize farz olan ümmetine farz olmayabilir. Ümmetine haram olan, Peygamber efendimize caiz olabilir. Birkaç örnek verelim:
1- Ümmetine dörtten fazla kadın almak haram iken, Peygamber efendimize caiz idi.
2- Hanımı boşamak ümmetine caiz iken, Peygamber efendimize yasak idi.
3- Bir kimse ölünce hanımı başkası ile evlenebilir. Fakat Resulullah efendimizin hanımları bundan müstesnadır, evlenemezler. Onlar müminlerin anneleridir. Anne ile evlenilmez.
4- Fakir kimselerin zekat alması caizdir, fakat Resulullah efendimiz fakir de olsa zekat alması haramdır.
5- Zengin kimsenin zekat vermesi farzdır. Fakat Resulullah efendimiz zengin de olsa zekat vermesi farz değildir.
7- Kurban kesmek Peygamber efendimize farz idi. Ümmetine ise, Hanefi’de vacip, diğer üç mezhepte sünnettir.
8- Gece namazı Peygamber efendimize farz idi. Fakat ümmetine nafiledir.
9- Peygamber efendimize yazı yazmak, şiir söylemek haram idi, fakat ümmetine caizdir.
10- Altın kullanmak da ümmetine haramdır. Bir hadis-i şerifte, (Altın ve ipek, ümmetimin kadınlarına helal, erkeklerine haramdır) buyurulmuştur. Ümmetine haram iken ona caiz idi ki kullanmıştır. Peygamberler asla günah işlemezler.
Sual: Büyüklerimiz yüzüklerine ne yazdırırlardı?
CEVAP
Peygamber efendimizin yüzüğünde, (Muhammedün Resulullah) yazılı idi. Muhammed aleyhisselam Allahü teâlânın peygamberi demektir.
Hazret-i Süleyman’ın yüzüğünde, (La ilahe illallah, Muhammedün resulullah) yazılı idi. Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed aleyhisselam Onun Resulü demektir.
Hazret-i Ebu Bekirinkinde, (Ni’mel kâdir Allah) yazılı idi. Her şeye gücü yeten Allah ne güzel, ne büyük kudret sahibi demektir.
Hazret-i Ömerinkinde, (Kefâ bil-mevt vaizan) yazılı idi. Vaiz olarak, nasihatçi olarak ölüm kâfi demektir. Ölümü günde yirmi kere hatırlayanın şehid olarak öleceği hadis-i şerifle bildirilmiştir.
Hazret-i Osmanınkinde, (Le-nasbirenne) yazılı idi. Elbette sabredeceğiz demektir. Sözünde durdu ve sabrederek şehid oldu.
Hazret-i Alininkinde, (El-mülkü lillah) yazılı idi. Mülk Allah’ın demektir.
Hazret-i Hasanınkinde, (El-izzetü lillah) yazılı idi. İzzet, şan ve şeref Allahü teâlâya mahsus demektir.
İbni Ömerinkinde, (Abedallah lillah) yazılı idi. Allah rızası için, Allah’a ibadet eden demektir.
Hazret-i Muaviyeninkinde, (Rabbigfir-li) yazılı idi. Ya Rabbi beni mağfiret eyle demektir. Oğlununkinde ise, (Rabbünallah) yazılı idi. Rabbimiz Allah demektir.
İmam-ı Ali Rızanınkinde, (Hasbiyallah) yazılı idi. Allahü teâlâ bana kâfi gelir demektir.
Kadı İbni Ebi Leylâ’nınkinde, (Ed-dünya garurün) yazılı idi. Dünya aldatıcıdır, güvenilmez demektir.
İmam-ı a’zam Ebu Hanifeninkinde, (Kul-il-hayr ve illâ fesküt) yazılı idi. Hayır konuş, hayır konuşmayacaksan sus demektir.
İmam-ı Ebu Yusufunkinde, (Men amile bi-re’yihi nedime) yazılı idi. Danışmadan, kendi görüşü ile hareket eden pişman olur demektir. İstişareye, ehline sormaya önem verilmesini bildirmektedir.
İmam-ı Muhammedinkinde, (Men sabere zafire) yazılı idi. Sabreden zafere kavuşur, sabreden muradına erer, arzusuna kavuşur demektir. Allahü teâlâ, Kur’an-ı kerimde, sabredenlerle beraber olduğunu, sabredenlere mükafatlarını hesapsız vereceğini bildirmektedir.
İmam-ı Şafiininkinde, (El-Bereketü fil kanâ’ati) yazılı idi. Bereket kanaattedir, kanaat eden, kurtuluşa erer, zenginleşir demektir. Kanaat edene Allah kâfidir. Kanaat yenilmez ordu, bükülmez kılıçtır. Kanaat eden şükretmiş olur.
İki yüzük takmak
Sual: Erkek, her birinin ağırlığı üçer gram olan iki gümüş yüzük takınca, bir miskali yani 4,8 gramı geçtiği için, caiz olur mu?
CEVAP
Caiz olmaz. İkisinin toplamı bir miskal olursa caiz olur.
Nişan yüzüğü
Sual: Erkeklerin gümüş nişan yüzüğü takmasının, dinen mahzuru var mıdır?
CEVAP
İslamiyet’te yasak olduğu bildirilmeyen şeyler, izin verilmiş kabul edilir. Yani mahzuru yoktur.
Tesettürle ilgili çeşitli sorular
11 Temmuz 2009 Yazan admin
Kategori Doğru iman bilgileri
CEVAP
Dine aykırı işte hiç kimsenin sözüne uyulmaz. Ana, baba, koca ve âmir de emretse, onun sözü yerine getirilmez. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Hâlıka isyan olan işte, mahluka itaat olmaz.) [Hakim]
Yani Allah’a karşı gelinen, günah olan bir işte, mahluka yani insanların sözüne uyulmaz. Yaptırılan iş, Allah’ın rızasına uygun değilse, ana baba da, koca da söylese önemi yok, kalbi kırılmış olmaz. Bedduaları da geçerli olmaz. Ana babanın ve kocanın hatırı için günah işlenmez. Onlara ana hakkını, baba hakkını, koca hakkını veren de Allahü teâlâdır. Seni de onlara emanet etmiştir. Senin hakkın ne oluyor? Senin hakkını niye hiç gündeme getirmiyorlar? Hepimiz en önce Allahü teâlânın hakkına yani dinimizin emir ve yasaklarına riayet etmeliyiz.
Sual: Kadınların tam tesettürlü haşema ile bayanlarla beraber denize girmesi niye caiz değildir?
CEVAP
Kadınlara pantolon ve benzeri şeyleri, başkalarının yanında giymesi caiz olmaz. Bir de suya girince haşema ıslanıp yapışabilir. Saliha kadının, saliha kadına göbek ile diz arasını göstermesi haram olur. İnce ve vücuda yapışık elbise yok hükmündedir. Fasık ve gayri müslim kadınlara vücudunu gösteremez. Ama bir ihtiyaç olunca Hanbeli mezhebini taklit ederek, saçı ve kolları açık onların yanında durabilir.
Sual: 11 yaşında bir kızım var. Annesi dekolte kıyafetle gezdiriyor. “Şimdilik çocuk hevesini alsın, zamanla bıkar ve kendisi bırakır” diyor. Hanımın görüşünde isabet payı var mıdır?
CEVAP
Hanımınız çok yanlış söylüyor. Aksine kız çocuğu, açık saçık giyinmeye alıştı mı, artık kolay kolay bırakamaz. Çünkü, atalar, (Alışmış, kudurmuştan daha beterdir) buyuruyorlar.
Kabul ederse eğer, ona fıkıh kitaplarındaki mesela Tam İlmihal’deki şu ifadeyi gösterirsiniz:
(7-10 yaşında olan gösterişli kızlar ve 15 yaşını dolduran veya bâliğa olan bütün kızlar, kadın hükmündedir. Böyle kızların başları, saçları, kolları, bacakları açık olarak, [zaruretsiz] yabancı erkeklere görünmeleri haram olur.)
Görüldüğü gibi, yedi yaşından itibaren kapatmak gerekiyor.
Sual: Yazın başörtülü bayanları görüyorum ayaklarında çorap yok. Ayaklarına çorap giymeden dışarı çıkmak caiz mi? Hanefi mezhebine göre ayaklar açık olarak gezilebilir mi?
CEVAP
Hür olan kadınların ellerinden ve yüzlerinden başka her yerleri, bilekleri, sarkan saçları ve ayaklarının altı, namaz için Hanefi’de avrettir. Ellerin üstü avret değildir diyen kıymetli kitaplar çoktur. Bunlara göre, kadınların bileklerine kadar ellerinin üstü açık kılmaları caiz olur. Fakat, kitapların hepsine uymuş olmak için, kadınların elleri örtecek kadar uzun kollu namazlık veya geniş baş örtüsü ile elleri örtülü olarak kılmaları, daha iyi olur.
Kadınların ayakları namazda avret değildir diyen de varsa da, bu âlimler de, namazda örtmesi sünnet, açması mekruhtur dedi. Erkeğin veya kadının avret uzuvlarından herhangi birinin dörtte biri, bir rükün açık kalırsa, namaz bozulur. Azı açılırsa bozulmaz. Namazı mekruh olur. Mesela, ayağının dörtte biri açık olan kadının namazı sahih olmaz. (Umdet-ül-islam) da diyor ki, (Kadının topuk kemiği veya bileği veya boynu veya saçı açık olarak kıldığı namazı sahih olmaz. İnce olup içindeki uzvun şekli veya rengi görünen kumaş, yok demektir) [Seadet-i Ebediyye]
Şafii’de kadının iki elinden ve yüzünden başka her yeri her zaman avrettir. (Halebi-yi kebir)de diyor ki, (Hür kadının avuç içinden ve yüzünden ve ayaklarından başka bütün vücudu avrettir. Ayaklarına avret diyenler de oldu. Nur suresindeki âyet-i kerimede mealen, (Kadınlar ayaklarını yere vurarak yürümesinler ki, ayaklarındaki örtülü ziynetlerin sesleri işitilmesin) buyuruldu. Ayakların avret olduğu buradan da anlaşılmaktadır)
Görüldüğü gibi âlimler farklı bildirmişlerdir. Namaz dışında avrettir ve avret değildir diyenler de olmuştur. En iyisi namazda ve namaz dışında ayakları çorapla örtmelidir. Ayağı açık gezenlere de haram işliyor dememelidir.
Sual: Başörtüsünün omuzları da örtmesi şart mıdır?
CEVAP
Başörtüsünün omuzları örtmesi şart değil, boynu örtmesi şarttır.
Sual: Kadınların yüzlerinden başka yerlerinin örtülmesi gerektiğini kitaplarda okuyoruz. Yüz neresidir?
CEVAP
Yüz, alnın üst kenarından çene ucuna, bir kulağın başlama yerinden diğer kulağa kadar olan kısımdır.
Sual: Kadının çene altı da avret midir?
CEVAP
Evet. Kapatmak şarttır.
Sual: Namaz kılmayan kadının da kapanması şart mıdır?
CEVAP
Sadece namaz kılanın değil, namaz kılmayanın da tesettüre riayet etmesi şarttır.
Sual: İhtiyaç olunca hanım benim hırkamı, ben de onunkini giysem caiz mi?
CEVAP
İhtiyaç olunca, birbirinizin hırkasını giymeniz caiz olur. Hazret-i Hasan, (Resulullah, ihtiyaç olunca hanımının peştamalını kuşanarak namaz kılardı) buyuruyor. (Beyheki)
Bugün, birçok elbiseyi kadın da erkek de giymektedir. Ancak, kadına benzemek niyetiyle kadın elbisesi giyinen erkeğe, erkeğe benzemek niyetiyle erkek gibi giyinen kadına lanet edilmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kadın elbisesi giyen erkeğe, erkek elbisesi giyen kadına lanet olsun!) [Hakim]
(Kadın gibi davranan erkeğe, erkek gibi davranan kadına lanet olsun!) [Buhari]
(Erkeğe benzemeye çalışan kadın, kadına benzemeye çalışan erkek bizden değildir.) [İmam-ı Ahmed]
Sual: Kadın, evde kimse yok iken de, kocasının çocuklarının yanında iken de evde şortla dolaşabilir mi?
CEVAP
Kimse yokken ve çocuklarının yanında şortla duramaz. Sadece kocasının yanında şortla durması caiz ise de, kocasının yanında da böyle durması mekruhtur. Ama başı kolları dizden aşağı kısmı açık olarak durması mekruh değildir. Fakat böyle açık durunca durduğu odaya rahmet melekleri girmez. Kitaplarda diyor ki:
Kadınların, evinde yalnız iken, diz ile göbek arasını örtmesi farz, sırtını ve karnını örtmesi vacip, başka yerlerini örtmesi edeptir. (Redd-ül muhtar)
Sual: Bayanların gece yatarken kırmızı giymemesi diye bir şey var mı? Karakura basarmış diye bir şeyler var mı?
CEVAP
Öyle bir şey yok. Yatarken kırmızı giymenin mahzuru yoktur.
Sual: Bayanların, kalın olup ten rengi çorap giymesi caiz mi?
CEVAP
Caizdir. Çünkü dizden aşağısı kaba avret yeri değildir.
Sual: Kadınların manto ve pardösülerinin boyu ne kadar olmadır?
CEVAP
Ayaklarına kadar uzun olması iyidir.
Sual: Kadınların ince naylon çorap giymesi caiz midir?
CEVAP
Cildini, kıllarını gösteren çorap yok demektir.
Sual: Deri görünümünde suni deri giymek hanımlar için deri hükmünde midir?
CEVAP
Evet deri hükmündedir.
Sual: Kadınların kollarının dar bir buluz ile örtünmesi caiz midir?
CEVAP
Caizdir. Göğüs kısmı hiç belli olmamalıdır. Sırt da kaba avrettir. Orası da bol ve kalın olmalıdır.
Sual: Tesettür için (Nur Suresi 31. ve Ahzab Suresi 59. âyetler de) hitap sadece Peygamber hanım ve kızları mı, yoksa müminlerin hanımlarına da söyle deniyor mu?
CEVAP
Tesettür sadece Peygamber hanımlarına değil, herkesedir.
Namazın nasıl kılınacağı, fazları, haramları, namazı bozanlar vesaire Kur’an-ı kerimde yazmadığı gibi, tesettürün nasıl olacağı da Kur’an-ı kerimde açıkça yazılı değildir. Bunu Peygamber efendimiz bildirmiştir. Mesela cariye denilen bayanların tesettürü farklıdır. Bunu da Resulullah efendimiz bildirmiştir. Onun için sadece bir meseleyi Kur’an-ı kerimden anlamak çok zor, hatta imkansızdır. Bu yüzden fıkıh kitaplarına bakmak gerekir. Mealden tefsirden din öğrenilmez.
Sual: Kadınların başlarını gerek ibadet yaparken gerek Kur’an okurken gerekse ibadet dışında iken kapamaları farz mıdır?
CEVAP
Namaz kılarken ve yabancı erkeklerin yanında başlarını kapatmaları farzdır. Kur’an okurken açık durmak mekruhtur. Evde kimse yokken kapalı durmak da edeptendir.
Sual: Müslüman kadın spor yapabilir mi? Kadın yüzebilir mi? Nasıl giymeli?
CEVAP
Spor da yapabilir, yüzebilir de. Ancak aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir:
Kadının kadına avret yeri, diz ile göbek arasıdır, buralar kadınlara da gösterilmez. Yani kadınlar kendi aralarında mayo giyip denize giremezler. Göbek ile diz arası kapalı olmalıdır.
İkinci bir husus da, kâfir kadınları, mürted kadınları, ateist, komünist vesaire kadınlar, erkek hükmündedir, bunların yanında saç bile açılmaz. Hatta müslüman bile olsa açık kadınların yanında bile açık durmak caiz değil. Sadece Hanbeli mezhebinde kâfir kadınlarının yanında göbek ile diz arası hariç diğer yerlerini açabilirler. İhtiyaç olduğu zaman bu mezhep taklit edilir.
Sual: Tesettürün farz olduğunu kabul ettiği halde kızının kapalı olmasına karşı çıkan onu engellemek isteyen bir ana baba küfre düşer mi?
CEVAP
Baş örtmenin farz olduğunu bilir de, kızımıza bir zarar gelmesin diye aç diyorsa haram işlemiş olursa da, küfre girmez. Kapanmayı bu asırda lüzumsuz görüyorsa kâfir olur.
Sual: Kadınların kendi aralarında göbek ile diz kapağı arası haramdır. Bu durum iki kız kardeş arasında da geçerli midir?
CEVAP
Geçerlidir.
Sual: Namazda kadın neden kapanır? Sonuçta kadının kapanması erkekten korunmak için değil mi? Namazda neden korunacak ki?
CEVAP
Namazda kapanmak erkeklerden korunmak için değil, Allahü teâlânın emrine uymak içindir. Erkeklerden korunmak da Allahü teâlânın emridir. Allah’ın emri olmazsa niye erkeklerden korunalım ki? Dişi hayvanlar, erkek hayvanlardan hiç korunmuyor. Erkekler saçımızı görse ne olur? Allahü teâlâ erkeklere göstermeyin dediği için göstermemek gerekir. Namazda kapan diyorsa kapanmak gerekir. Müslüman kadınların yanında göbek ile diz arasını kapat diyorsa kapatmak gerekir. Hıristiyan kızlarına karşı erkek gibi kapan diyorsa, saçımızı da hıristiyan kızlara göstermemek gerekir. Kâfir kızı görünce ne olacak denmez. Allahü teâlâ, söz dinleyenle dinlemeyeni ayırt etmek için böyle emirler veriyor. Ahirette bunların hesabını soracak. Şunu emrettim niye yapmadın diyecek.
Sual: Erkeğin de yalnız iken diz ile göbek arasını örtmesi farz mı?
CEVAP
Farzdır.
Sual: Dar pantolonla gezmek ve namaz kılmak caiz midir?
CEVAP
Dar pantolonla gezmek caiz değildir. Kaba avret yerlerine yapışık dar pantolonla namaz kılmak mekruhtur, başkalarına karşı istenilen tesettür yapılmış olmaz.
Sual: Kadın, kâfir nisaiyeci bayanı mı, salih erkeği mi tercih etmeli?
CEVAP
Bayan doktoru tercih etmek lazımdır.
Sual: Çocuğu olmayan kadının, kadın doktora muayenesi caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Kadınlara masaj yapan bir bayanım. Göbek ile diz arasına da bakmam caiz mi?
CEVAP
Tedavi için ihtiyaç kadar bakmak caiz olur.
Sual: Tedavi için gidilen kaplıcada, başkasının uyluklarına bakmamak için Hanbeli’yi taklit caiz mi?
CEVAP
İhtiyaç olunca taklit etmek caizdir.
Sual: Pijamada, zünnara benzeyen kuşak, küfrü gerektirir mi?
CEVAP
Gerektirmez ama öyle kuşağı takmamalıdır!
Sual: Damadım, birkaç aylık küçük kızının avret yerlerine bakıyor. Günah değil midir?
CEVAP
Yeni doğan bebeklerin ve konuşmaya başlamamış olan küçük çocukların avret yeri, seveteyn denilen ön ve arka yeridir. Zaruretsiz buralara bakmak, ana-babasına da caiz değildir. Şafii’de ise, bebeğin avret yerine, bakıcısından başkasının bakması haramdır.
Sual: 15 yaşını doldurduğu halde baliğa olmayan bir kızın tesettüre riayet etmesi gerekir mi?
CEVAP
Böyle bir kız kadın hükmündedir. Tesettüre riayet etmesi farz olur.
Sual: Evde, erkek şortla dursa, kadın başını açsa, rahmet melekleri girer mi?
CEVAP
Avret yerleri açık olunca da, rahmet melekleri girmez. Erkeğin avret yeri göbek ile diz arasıdır. Kadının yüz ve el hariç her yeri avrettir. Kadın evde başı açık olunca, rahmet melekleri girmez. Hazret-i Hatice validemiz, Peygamber efendimize, (Saçımı açarım, melek ise gider, cin ise durur) demiştir.
Yabancı erkek ve fasık kadın yok iken, kadının evinde başı açık durması caiz ise de, örtmesi iyidir. Yalnız iken de avret yerlerini örtmesi lazım mı diye soran zata, Peygamber efendimiz, (Allahü teâlâdan utanmak, insanlardan utanmaktan daha lüzumludur) buyurdu. (Tirmizi, Nesai)
Sual: Kadınların avret yerlerine şehvetsiz de bakmak haram olduğu halde, TV’deki görüntülerine şehvetsiz bakmak caiz midir?
CEVAP
Din kitaplarında deniyor ki:
Kadınların bakılması haram olan yerlerine şehvetsiz de bakmak haram olduğu halde, aynadaki veya sudaki görüntülerine şehvetsiz bakmak haram değildir; çünkü, kendileri değil, akisleri, benzerleri görülmektedir. Resimleri, kendileri değildir. Bunları görmek, kendilerini görmek olmaz. Resimlerine, TV’deki görüntülerine bakmak, aynadaki görüntüsüne bakmak gibidir. Hepsine şehvetsiz bakmak caizdir. Fakat, şehvet ile bakmak veya şehvete sebep olacak görüntülerine bakmak haramdır.
Demek ki, kadının avret yerlerine şehvetsiz bakmak haram olduğu halde, bunların resimlerine ve TV’deki görüntülerine şehvetsiz bakmak haram değil, mekruhtur. Pornoya şehvetsiz bakmak da haramdır. Çünkü şehvete sebep olacak görüntüdür.
Sual: Bir kadın için, Hıristiyan kardeşi ve Hıristiyan kayınpederi ile mürted amcası ve mürted dayısı yabancı erkek gibi midir?
CEVAP
Evet, onların yanında da kapanması gerekir.
Sual: Kadın saçlarını ensede veya tepede topuz yaparsa günah olacağını öğrendik. Kadın, saçlarını ensede veya tepede toplu olarak bağlasa, topuz yapmış olur mu?
CEVAP
Hayır.
Sual: Henüz büluğa ermemiş, 11-12 yaşındaki bir kızın kapanması gerekir mi? Böyle bir kız, eniştesi gibi bir namahrem akrabası ile sefere çıkabilir mi?
CEVAP
Evet kapanması gerekir. Sefere mahrem akrabası olmadan çıkamaz. 8-9 yaşındaki bir kız, gösterişli sayılır. Baliğ olmamış gösterişli kız da, kadın gibidir. (Hadika)
Sual: Hadis-i şerifte, bir kadının evinden başka yerde başını açmasının günah olduğu bildiriliyor. Namahremin yanında mı kastediliyor?
CEVAP
Evet.
Sual: Kadınların, kızların, yabancı erkeklere çıplak görünmesi, erkeklerin de bunlara bakması haram mıdır?
CEVAP
Evet, haramdır, büyük günahtır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Uyluğunuzu göstermeyin ve ölü ve dirinin uyluğuna bakmayın.) [İbni Mace]
(Avret yerini açana, başkasının avret yerine bakana, Allah lanet etsin.) [İ. Asakir]
(Avret yerini açmak büyük günahtır.) [Hakim]
(Üç kişi Cennete hiç girmez: Birincisi deyyus, [karısının başka erkeklerle düşüp kalkmasına göz yuman erkek]. İkincisi, kendini erkeğe benzeten kadın. Üçüncüsü, içki içmeye devam eden.) [Taberani]
[Kadınların kendilerini erkeklere benzetmesi demek, onlar gibi giyinmesi, başlarını onlar gibi tıraş etmesi olup, büyük günahlardandır.]
Hazret-i Âişe validemizin kız kardeşi Esma, Resulullahın yanına geldi. Arkasında ince elbise vardı. Derisinin rengi belli oluyordu. Resulullah efendimiz baldızına bakmadı. Mübarek yüzünü çevirip, (Ya Esma, bir kız, namaz kılacak yaşa gelince, yüzünden ve iki elinden başka yerini erkeklere gösteremez) buyurdu. (Ebu Davud)
Bu hadis-i şeriften de anlaşılacağı gibi, kadınların yabancı erkeklerin yanına açık saçık çıkmaları büyük günahtır. İmam-ı Zehebi buyuruyor ki:
Erkeklere ziynetini gösteren kadınlara, mesela altın, inci gibi şeyleri örtüsünün üstüne takan, koku süren, renkli ve ipek kumaş örtünmüş olan, kol ağızları geniş olup kolları görünen ve bunlar gibi kendilerini erkeklere gösteren kadınlara Allahü teâlâ dünyada ve ahirette azap edecektir.
Bu kötülükler, kadınlarda çok olduğu için, Resulullah efendimiz, (Mirac gecesi Cehennemi gösterdiler, çoğunun kadın olduğunu gördüm) buyurdu. (Tirmizi)
Sual: Spor sayfasındaki bacakları açık sporcuların resimlerine ve reklamlardaki açık kadın resimlerine bakmak caiz midir?
CEVAP
Kadınların bakılması haram olan saç ve diğer avret yerlerinin resimlerine veya televizyondaki görüntülerine şehvetsiz olarak bakmak caizdir. Çünkü, bakılan kendileri değil, resimleridir. Fakat bunlara da lüzumsuz olarak, bir ihtiyaç yokken bakmak mekruhtur. Resimlere, ihtiyaç kadar bakmak caizdir. Bu resimlere, görüntülere şehvetli olarak bakmak ise haramdır.
Erkeklerin göbek ile diz arası Hanefi ve Şafii’de avrettir. Hanbeli mezhebinde avret değildir. Avret kısmı sadece seveteyndir, yani iki çirkin yerdir, ön ve arkadır. Maliki’nin bir kavli de, Hanbeli mezhebi gibidir. Kadınların saçlarını göstermesi nasıl haram ise, erkeklerin de diz ile göbek arasını çıplak olarak göstermeleri haramdır. Hanefi’de diz de avret, Şafii’de göbek avrettir.
Kadın resimlerinin yüzüne ve saçına ihtiyaçsız ve şehvetsiz bakmak mekruh olduğu gibi, diz ile göbek arası açık erkek resimlerine de bakmak mekruhtur.
Demek ki, başı açık kadın resmi ile bir sporcunun resmi arasında fark yoktur. İkisine de şehvetle bakmak haramdır. İkisine de şehvetsiz ve bir ihtiyaca binaen bakmak caizdir.
Sual: Müslüman kadın, kâfir kadınları yanında saçı açık durabilir mi?
CEVAP
Kadınların yüz ve ellerinden başka yerlerini Müslüman olmayan kadınlara göstermeleri ve bunların bakmaları üç mezhepte haramdır. Hanbeli’de haram değildir. (El-fıkıh-u-alel-mezâhibil-erbe’a)
İslam Ahlakı kitabında, (Müslüman kadının, fasık kadınlar yanında örtünmeleri de farzdır) deniyor. Saçı veya kolları açık gezen kadın fasık demektir. İhtiyaç hasıl olunca, saliha kadınlar, Hanbeli mezhebini taklit ederek kâfir veya fasık kadınlar yanında saçları ve kolları açık durabilirler. Lüzumsuz ve ihtiyaçsız açık duramazlar.
Sual: Bazı bölgelerde kadınlar ayaklarına halhal denilen bilezik gibi bir şey takıyorlar. Bunları takmak ve sesini duyurmak caiz midir? Abdest alırken çıkarmak şartı ile oje sürmek caiz midir?
CEVAP
Kadınlara her türlü süs caizdir. Ancak yabancılara gösteremezler. Örtülü olarak takınabilirler. Ancak şıngırdatıp da halhal sesini duyurmak caiz olmaz. Bir âyet meali şöyledir:
(Gizledikleri [örtülü] ziynetleri bilinsin diye, ayaklarını [yere, birbirine] vurmasınlar.) [Nur 31]
Dikkat edilirse, ayaktaki örtülü ziynet tabiri geçiyor. Yani ziynetlerin gizlenmesi gerekiyor.
Koldaki bilezikleri ve eldeki yüzükleri de göstermemek gerekir. Kolye, kına, sürme gibi diğer ziynetlerini de göstermemek gerekir. Âyetin başında buna da işaret edilmektedir.
Diğer süsler gibi oje de caizdir. Ancak yabancılara gösteremez. Altına su geçmeyeceği için abdest ve gusülde ojeyi çıkarmak gerekir.
Sual: Kadınların, kendi aralarında denize girerken veya bir evde beraber otururken, yahut hamama girince, dizlerinden üst kısmının görünmesi günah mıdır? Günahsa Hanbeli’yi taklit edince, günahtan kurtulmak mümkün müdür?
CEVAP
Erkeğin erkek için ve kadının kadın için avret yeri, diz ile göbek arasıdır. Zaruretsiz buralara bakmak haramdır. Salih bir doktor, bir kadına, hastalığına kaplıca tedavisinin iyi geleceğini söylerse, özel kabin tutma imkanı da yoksa, kadınlar hamamına avret sayılan yerlerini kapatmak şartı ile girebilir. Girince de ihtiyaç kadar durur ve başkalarının avret yerlerine bakmaz.
Hanbeli mezhebinde de, kadının kadına avret yeri, diğer mezhepler gibidir. Yani göbek ile diz arasına bakılmaz. Bu bakımdan Hanbeli mezhebini taklit diye bir şey söz konusu olmaz.
Hanbeli mezhebinin farklı yönü şöyledir: Erkeğin erkeğe avret yeri, diz ile göbek arası değil, sadece seveteyndir. Sadece iki avret mahallidir. Kadının kadına avret yeri diğer mezhepler gibi, diz ile göbek arasıdır. Ancak diğer mezheplerden farklı olarak, kâfir kadınlarına da, göbek ile diz arası hariç, diğer yerlerini göstermesi caizdir. Diğer mezheplerde caiz değildir.
Denize girmek, zaruret olmadığı için, mezhep taklidi yapılmaz. Bir zaruret veya ihtiyaç olmadan başka mezhep taklit edilmez.
Sual: Bazıları, (Saç boyanınca, kendi saçı görülmediği için, kapatmaya gerek yok, peruk gibi olur) diyorlar. Saçı boyamakla tesettür sağlanmış olur mu?
CEVAP
Böyle tuhaf bir sual ile ilk defa karşılaştık. Bu, elbise giyinmeyip vücuduna krem veya renkli boya sürmeye, sonra da tesettürlü olduğunu iddia edip, tenim görülmüyor, boya görünüyor demeye benzer. Yahut bakınca içini gösteren renksiz naylon elbise giymeye benzer.
Sual: Kadınların ve erkeklerin hamama gitmeleri uygun değil midir?
CEVAP
İkisi de uygun değildir; çünkü kadınlar kadın hamamında, avret yerlerini açıyorlar ve birbirlerinin avret yerlerine bakıyorlar. Kadının kadına avret yeri, göbek ile diz arasıdır. Buralarını, kadınlar yanında da açmak ve başkasının açık olan avret yerine bakmak günah olur.
Erkeğin erkeğe avret yeri de göbek ile diz arasıdır. Bundan dolayı erkeklerin de avret yerini açan erkeklerin bulunduğu hamamlara gitmeleri doğru değildir. Hastalık veya başka bir ihtiyaç sebebiyle umumi hamama veya umumi kaplıcaya gidince de, diz ve göbek arasını örtmeli; açık olanlara bakmamalı. İhtiyaç kadar bakınca da, Hanbeli mezhebini taklit etmelidir. Çünkü Hanbeli mezhebinde erkeklerin avret yeri sadece seveteyndir. Yani ön ve arka edep yerleridir.
Sual: Şafii mezhebinde, kadınların yüzlerini örtmeleri gerekir mi?
CEVAP
Bu konuda iki kavil vardır:
Kadınların, ellerinden ve yüzlerinden başka, bütün vücutlarını, bacaklarını, kollarını, saçlarını yabancı erkeklere ve kâfir kadınlara göstermemeleri dört mezhepte de farzdır. Şafiide, yüzlerini de göstermemeleri farzdır. (İslam Ahlakı)
Şâfii’de de, kadınların yüzleri ve elleri avret değildir. Ancak, fitneye sebep olacağı zaman, yüzü ve elleri de, yabancı erkekler arasında avret olur. (M. Erbaa)
Demek ki, fitne olmadığı sürece kapatmak şart olmuyor.
Sual: F. Bilgiler kitabında, (Renkli ve ipek kumaş örtünmüş olan kadınlara Allahü teâlâ azap edecektir) deniyor. İpek kumaş erkeklere haramdır, kadınlara caiz değil mi?
CEVAP
Evet, ipek elbise, erkeklere haram, kadınlara caizdir. Kadınlara her türlü ziynet de caizdir. Ancak bu ziynetlerini takmaları değil, yabancılara göstermeleri haramdır. Renkli ve ipekli kumaşlar ziynettir. Ziynetlerini giymek değil, yabancılara göstermek caiz değildir. Rengârenk ipekli eşarplar, dikkati çok çekmektedir. İpekli elbiselerin sade ve dikkati çekmeyenleri tercih edilmelidir.
İnce namaz örtüsü
Sual: Bir arkadaş, bağlayınca kulakları falan gösteren ince bir tülbentten yapılmış bir başörtüsü ile ince bir namaz elbisesi göndermiş, giyince ten belli oluyor. Niye bu kadar ince diye sorduğum zaman, (Namaz kılarken seni kimse görmüyor ki, açık kılsan ne çıkar) dedi. Kimse olmasa da, namazda örtünmek farz değil midir?
CEVAP
Evet, farzdır. Din kitaplarında buyuruluyor ki:
Erkeğin dizle göbek arasını, kadının el ve yüz hariç her yerini namazda örtmesi farzdır. (Redd-ül-muhtar)
İnce olup içindeki uzvun şekli veya rengi görünen kumaş, yok demektir. (Umdet-ül-İslam)
Naylon çorap
Sual: Kadının dizden aşağısı, kaba avret yeri olmadığı için, naylon çorapla örtmesi yeterli midir?
CEVAP
Derisini gösteren çorap yok demektir. Kalın çorap olursa caiz olur.
Güderi elbise
Sual: Kadınların evde, kadın misafirlerin yanında, güderi denilen geyik derisinden yapılmış elbise giymeleri caiz olur mu?
CEVAP
Caizdir.


